Asya’da Bir Bisiklet Turu – Evrim ve Elif Yiğit

12/04/2012  //     //  Genel Duyuru ve Haberler ( Bisiklet, Triatlon, Atletizm, Yüzme ), Turlar ve Organizasyonlar

 

 

 

Tarih 19 Eylül 2011,

Forumlarımıza yeni bir konu açıldı; “Tayland – Malezya – Endonezya ve Laos Bisiklet Turu ( Kız Kardeşimle Beraber – Bence Fotoğrafları Kaçırmayın)”

 

Aynı yerler, aynı kişiler, aynı günlük aktiviteler çarkında dönen rutin hayatları olan çoğumuzu uzaktan da olsa bir süre için heyecana sürükleyen bir bisiklet turuna başladılar ağabey-kardeş “Yiğit”ler. Bir çoğumuzun ilk yorumları bu nedenle “Ne kadar heyecanlı, keşke biz de yapabilsek, keşke biz de yanınızda olabilsek, ne güzel fotoğraflar, ne güzel yerler” oldu.

Bir süre sonra ise onlar iki kardeş aylar sonra hala yalnız başlarına turlarına devam ederken bizim kapıldığımız bu heyecan sönmüş, tekrar hayatlarımızın rutinine dönüp onları kısmen unutmuş gitmiştik bile. Onlar da bizlerin bu ilgisizliği üzerine haklı olarak zaten çok zor koşullarda yapabildikleri bu paylaşıma olan heveslerini kaybetseler de yavaş yavaş kendilerini çekerek paylaşımlarına kendi bloglarında devam ettiler.

 

Bugünlerde bisikletleriyle yaşadıkları bu deneyimin 7. ayı içerisindeyken iki kardeş evlerinden uzakta, tamamen farklı kültürler ve farklı yaşanmışlıklarda gezip, paha biçilmez deneyimler edinip, hayatı daha bir derinlemesine gözlemleme imkanını buldular.

 

İki kardeşin bu değerli paylaşımlarını daha çok kişiye ulaştırmak adına tur günlüklerinden oluşan bir yazı dizisi yayınlayacağız. Bu yazı dizisini Evrim’in ağzından bire bir dinlemeye başlamadan önce bu yazıyı yazmak istedim ki, benim düştüğüm hataya düşmeyin;

 

İlk olarak spontane bir gezi olduğu için insan okudukça heyecanlanıyor, belki kendi hayatını sıkıcı olarak görüp, neden ben böyle şeylere cesaret edemiyorum deyip, kendi kendine itiraf etmeye bile cesareti yoksa belki aman canım işleri güçleri yok mu, nasıl yani işini bırakıp insan nasıl gider diye düşüncelerinde karalamaya çalışıp benzeri şekillerde oluşan tepkinin sonucunda bir yerde insanın kafasının bir yerinde bir umut, heyecan ya da belki de bir özenme, kıskançlık ışığı yanıyor.

İlk birkaç yazıyı okurken bu hislerin etkisinde kalıyorsunuz. Bir yandan onlara özenirken, bir yandan da hayatınıza devam etmek zorunda olduğunuz için bir süre sonra uzak kalmanın etkisiyle bu uçucu hisler kaybolup gidiyor. “Gözden ırak gönülden de ıraktır” lafında olduğu gibi…

Ancak sizlere tavsiyem, benim düştüğüm hataya sakın düşmeyin. Sabredin ve onların bu tur boyunca kim bilir ne emeklerle bizlere ulaştırmak için çabaladığı bu paylaşımı gün gün takip edin.

 

 

Neden mi? Açıklayayım; 

 


    


 

Öncelikle bu tur kesinlikle başta spontane olması dolayısıyla düşünebileceğiniz gibi iki havari gencin çıktığı bir macera turu değil… 30’lu yaşlarında birisi Mimar, diğeri İşletme mezunu, eğitim seviyeleri yüksek, kültürlü ve iş güç sahibi iki kardeşin daha çok dünyayla iç içe olma isteği de diyebiliriz. Bunu sabrederseniz okudukça kendiniz de anlayacaksınız…

 

 

Tur bisikletçiliği yapan / yapmak isteyenler için: Kitaplardan veya oradan buradan okuyarak öğrenemeyeceğiniz, tamamen yaşanarak edinilmiş deneyimleri öğrenme şansına sahipsiniz. Gezdikleri yerlerin yanı sıra bisikletleriyle yaşadıkları problemleri de detaylı bir şekilde anlatmışlar. Örneğin hangi durumlarda yanınızda hangi ekipmanlar olması gerektiği, yolun ortasında yarılmış bir iç lastikle kaldığınızda yanınızda yedek lastiğiniz yoksa neler yapabileceğiniz ve yoktan neler var edebileceğiniz, ne tip yerleşim yerlerine giderken önlem almanız gerektiği, nerelerde kalabileceğiniz, nereleri mutlaka ziyaret edip oranın kültürünü deneyimleyebileceğinize dair öneriler vb. birçok faydalı bilgi bulacaksınız.

 

 

Başka ülkelerin kültürlerini merak eden ve bilgi edinmek isteyenler için: Gezip gördükleri yerlerde lüks yerler yerine yöresel halkla iç içe olup, onlarla vakit geçirmeyi tercih ettikleri için oraların kültürünü en saf ve doğal haliyle -Evrim’in detaylı yorumlamalarının ve kendinden kattıklarının da eşliğinde- görme şansına sahipsiniz. Birçok farklı insanın paylaştığı farklı hikayeler , yaşananlar, aralara serpiştirilen tarihi bilgiler merakınızı giderecek, sizlere farklı kültürler hakkında oldukça çıplak, dürüst ve samimi bir bilgi kaynağı olacaktır. Elif’in muhteşem kareleri de buraları hayal etmenizde en büyük destekçiniz olacak.

 

 

Benim gibi hayatı anlamaya çalışıyor, insanları ve dünyayı, dünyanın düzenini öğrenip bir şeylere anlam getirmeye çalışıyorsanız ya da samimiyetsizliklerden sıkılıp biraz içten, insana insan olduğunu hatırlatan paylaşımların ve yaşanmışlıkların yokluğu içindeyseniz Evrim’in kaleminde, Elif’in insanın içine dokunan karelerinde, yaşadıkları bu tam anlamıyla insani deneyimde bu samimiyeti gerçeğin çıplaklığıyla bulabilirsiniz. Ve bazen yer yer yaşadıklarından ümit alıp iç karartıcı haberlerin, çoğunlukla kötülüklere şahit olmanın getirdiği etkiden sıyrılma imkanı bile bulabilirsiniz.  Yalnızca yazılarından tanıma imkanı bulduğum karakterleri çok “insanca” ve samimi ve bu da olduğu gibi yazılarına ve fotoğraflarına yansımış.  Ben kendi adıma bunları çıkardım ve eminim ki herkes kendine göre bir şeyler bulacaktır bu paylaşımlarda.

 

 

İlk günden beri takip etme sabrını göstermediğim için, bu yazı dizisinin bugüne kadarki kısmını okuduğumda kendimden utandım diyebilirim. İçinden kendi adıma birçok şey çıkartabildiğim, bu kadar dolu dolu, samimi ve faydalı bir paylaşıma yalnızca heyecanlı bir macera gözüyle bakıp saygısızlık ettiğim için de kendi adıma onlardan özür dilerim. Zaman ayırıp bu deneyimlerini paylaştıkları için de ayrıca teşekkür ederim.

 

 

Dedikten sonra bugünden itibaren sizi Evrim ve Elif ile baş başa bırakıyorum…

 

İyi seyirler,

 

 

 

Paylaşımlarından birkaç alıntı;

 

” Uçak saatinden 2 saat önce biletlerimizi havaalanından aldık. Yani 15 dakika geciksek “chek-in”lerden geçmemiz mümkün olamayacaktı…   …Daha vizelerimiz bile yok. Ama hissettiğim şey rüzgarın arkamızda olduğu…”

 

“Sanırım dünyada çok az yerde bir şehirden bir başka şehre geçmek için kullanacağınız yol bir pistin ortasından geçecektir. Ve az sonra önümüzden havalanan uçağı görmesek, oranın bir pist olduğunu bile anlayamayabilirdik.”

 

” Ve bu yorucu yolda Elif’in bisikletinin ön göbeğinden sesler gelmeye başladı. Buna benzer bir sorunla karşılaşacağımızı tahmin ediyordum fakat bazı şeyleri 3000km kadar mesafe yaptıktan sonra değiştirmek gerektiğini düşünmüştüm… ”

 

” İkimizin de daha çok keyif aldığı yerler daha az gelişmiş ve yabancılar tarafından çok fazla işgal edilmemiş ufak kasabalar oldu. Bu tür yerlerde geleneksel yaşantıyı yaşamak bize daha çok zevk verdi.”

 

” Sohbet etmeye başladığımız yan masadakiler bulunduğumuz tepenin etrafında köpekbalıkları gibi vücutlarının sadece ufak bir kısmını gösterip etrafımızı saran bulutları işaret ediyor ve günün yağmurlu geçeceğini söylüyor. Biz de başka bir çare olmadığını bildiğimizden kahvaltımızı hızla bitirip inişe başlıyoruz.”

 

” Ertesi sabah otele yakın olan tren istasyonuna vardığımızda bize söylendiği gibi tren olduğunu fakat bize söylenenin tam tersi, trene bisikletleri koyamayacağımızı öğreniyoruz. Bir anda büyük bir karmaşanın ortasında trafiğin içinde çıkışı olmayan bir durumda buluyorum kendimi. ”

 

” Evde ilginç koleksiyonlar yapmak gibi bir hobisi olan abisi ile tanışıyoruz. Bizim ilgileneceğimizi düşündüğü ilk koleksiyon 10-12 parçadan oluşan bir antika bisiklet koleksiyonu. İtalya, İngiltere, Almanya gibi çeşitli ülkelerden topladığı yaklaşık 60 yıl öncesine ait çeşitli bisikletler içinde vakit geçiriyoruz. ”

 

” İç lastik iç taraftan yarılmaya başlamıştı. Yarığı onarmak için her zımpara sürtüşümde yarık daha fazla ilerliyordu. Bu tür turlarda klasik bir durum vardır. Eğer lastiğinizde bir sorun varsa 3000km sabırla bekler ve ortaya çıkmak için Endonezya gibi olabilecek en kötü yerlerden birisini bulur.”

 

” Ayrıca pek İngilizce bilmeyen bu aile ile sohbet etmeye çalışmak bizim Tayca’mızı geliştiriyor. Yeni işe yarayacak kelimeleri hemen defterlerimize not ediyoruz. Ayrıca çaktırmadan bizim neler sevdiğimizi öğreniyorlar ve kahvaltı için erken kalkıp bizim için sevdiğimiz yemeklerden alıyorlar. Bu güzel sürprizler Thai insanlarını benim için çok daha özel yapıyor.”

 

” Bu yüzden de bu yolda kamp kuramazsınız. Tuvaletinizi yapmak için ormana gidemezsiniz. Okullar bile güvenli değil. Çünkü her sene okul bahçelerinde onlarca patlamamış bomba bulunuyor ve imha ediliyor.UXO denilen bu bombalar ayrıca fakir Laos halkı için ironik bir yardım kaynağı. 5 milyon ton bomba demek alüminyum demek, demir demek. Yani fakir Laoslular için para demek.”

 

” Laos’un bu 120km’lik tırmanış etabı aslında bir “hoş geldin” etabıdır. Laos’taki yollar içerisindeki en kolay tırmanışlardan birisidir. Burada Laos’un yolları sizi uyarmak ister gibidir. Eğer yapamayacaksan şimdi dön demeye çalışır, çünkü eğer bunu yapamazsan ileride çok pişman olabilirsin.”

 

” Eğer altınızda motor varsa o zaman bir çok şey size pis görünebiliyor. İçme suyunu kesinlikle pet şişede içmek, her yerde yemek yememek, yöresel yemeklerden bir ölçüde uzak durmak, mümkünse batı yemekleri yemek ve her yerde kalmamak, kendi çarşafınızı yastığınızı taşımak… Altınızdaki bisiklet ise, bu özelliklerin değişmesi şart, yoksa bu coğrafyada yol alamazsınız. Su, yemek, yatmak, onlar ne yiyor, ne içiyor, nerede yatıyorlarsa aynısını yapmak zorundasınız. İşte bu yüzden de ülkeye, insanlara daha yakın oluyorsunuz.”

 

“…. Şimdi sorma zamanı “bir ülkeyi ülke yapan şey nedir?” Dil, din ya da ırk, ne dersiniz? Peki ya “bir ülkeyi güzel yapan şey” için ne demeli? Neden bazı ülkeler güzel bazıları çirkin gelir bize? Nedir aradaki fark?….. Şimdi Laos daha çirkin; daha bağımlı, daha bozulmuş , kirlenmiş bir beden. Ve “ülke” denilen şey bence bu “beden”; din, dil, ırk değil…..”

 

 

Evrim ve Elif Hakkında:

 

 

Evrim Yiğit:

Bizimkilerin anlattığına göre 5 aylıkken yürümüşüm 5 yaşında da konuşmaya başlamışım. Görünüşe göre bir şeyi birisinden istemek yerine gidip yapmayı daha o zamanlar öğrenmişim. 14 yaşında gitar çalmaya başladım ve bir daha da bırakmadım.

Gitar benim hayatımdaki en yapıcı şey oldu diyebilirim. Mimarlık okurken de mimarinin ne olduğunu anlamamda çok etkisi olmuştur müziğin. Özelliklede Bach. Mimarlık ile beraber görsel sanatlarla ilgilendim; Yurt içinde ve yurtdışında birçok sergiye katıldım. Okulu bitirdikten sonra İzmir de 2 farkı mimarlık bürosunda uzun süre çalıştım. Askerlik ile birlikte İstanbul’a gittim. İstanbul kargaşasında evden işe yürüyebilen ender şanslı insanlardandım. Güzel bir İstanbul yaşantısı kurmuştum kendime.

İstanbul’da kendime bir bisiklet aldım. Daha ilk binişimde mutluluktan uçuyordum. Bir kaç bisiklet turuna katıldım. Sonra 5 aylıkken yürümeye başlayan her çocuğun yapacağı gibi, İstanbul’dan İzmir’e kadar bisikletle geldim. 2009 yılında Kuzey Tayland, Laos ve Kamboçya’da 6600km’lik bir bisiklet turu yaptım. İstanbul’a uçakla dönüp bisiklete binmeye devam ettim. Bisikletimle İstanbul’dan Şam’a kadar olan tüm kıyı şeridini boydan boya geçerek Suriye’ye gittim. Tayland, Laos, Kamboçya, Türkiye ve Suriye’de geçen bu 7 ay sonunda 150 kadar farklı kentte 11 000 km yol yaptım.

 

Elif Yiğit: 

Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme bölümünü bitirdikten sonra, bir yıllığına Almanya’ya gitti.Bu sürede Almanca kursuna da giden elif, Tübingen Üniversitesi’nde sosyoloji,ekonomi vb. konularında ihtisas yaptı ve 5 yıl boyunca Almanya’da yaşamını sürdürdü.

Almanya’da eğitimini tamamladıktan sonra Japonya’ya gitti ve 6 ay boyunca Japonya’da kaldı. Kiyoto kentinde Japon ekonomisi hakkında araştırma yaptı. Japonya, Güney Kore, Çin, Tibet, Tayland, Laos, Kamboçya ve Vietnam’ı kapsayan uzun bir tur yaptı.

Fotoğrafçılık konusunda oldukça başarılı çalışmaları var.

Kendo sporu Türk Milli Takım oyuncusu ve milli sporcu. Bu dalda Polonya’da ülkemizi temsil etti.

Honda firmasında çalıştı. Almanca,İngilizce,Japonca,İspanyolca dillerini biliyor.

 

 

 

              

 

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın