8.Uluslararası Runtalya Maratonu Koşuldu

06/03/2013  //     //  Genel Duyuru ve Haberler ( Bisiklet, Triatlon, Atletizm, Yüzme )

 

 

Ülkemizin tanıtımında çok büyük rolü olan 2 maratonumuzdan biri Uluslararası Runtalya Maratonu’nun 8.si, geçtiğimiz Pazar günü 3000 kişinin hayli üzerinde toplam katılımla ve coşkuyla gerçekleşti. Büyük yarışların bir gün öncesinde 4 km’lik halk koşusu ve Yüksek Topuklar Koşusu yarışlarıyla daha da kalabalıklara hitap etmeye ve yarışı renklendirmeye çalışan organizasyon her yıl katılımı artırıyor.

 

4 km’lik halk koşusunun “Yeter ki koş!” sloganı da başarılıydı. Yüksek Topuklar Koşusu’nun 100 metre uzunluğunda olduğunu yarış öncesi haberimizde belirtmiştik. Ancak spora ve araştırmaya uzak olan bazı medya kuruluşlarının bu yarışı “Yüksek Topuklar Maratonu!” gibi yanlış bir başlıkla haber yapmış olduğunu gördüm. 100 metre ile 42.200 metre arasında fark olduğu aşikar. Maraton kelimesinin anlamının herkesçe öğrenilmesi gerektiği kanısına vardım.

 

Runtalya’nın bu yılki çantası hoştu

 

Yaklaşık 50 ülkeden 3950 kişinin katılım gösterdiği yarışların ilk startını Antalya büyükşehir belediye başkanı verdi. Engelliler maratonu ile başlayan yarış, yarı ve tam maratoncuların startıyla devam etti. 10 km koşucuları ise izdiham önlenmesi amacıyla doğru bir kararla diğer kategorilerden 10 dakika sonra yarışa başladı.

 

Parkur olarak geçen yılki gibi Cam Piramit’in önünden başlayıp, Lara Plajı’nı geçip Kundu’ya vardıktan sonra başlangıç noktasına dönülen parkur üzerinde 1 yokuş dışında çoğunluğu düz ve düze yakın bir eğim bulunuyordu. Lara plajında parke taşlı zemin bizim gibi dereceye koşmaya çalışan atletler için keyifli olmasa da genel olarak parkurun asfalt olması memnun edici özellikteydi.

 

Yarışta farklı kostümlerle renkli bir görüntü veren koşucular da vardı

 

Antalya’nın değişken havasına ve bulutlara rağmen korkulan olmadı ve 3 yıl önceki gibi bir sağnak yağış altında maraton koşulması gerekmedi. Hava gayet iyiydi, bazen bulutlu, bazen güneşli ve birçok koşucunun sevdiği gibi serin bir hava vardı. Parkur üzerinde kurulu 30 ihtiyaç noktasında, 40bin şişe su, 8bin şişe sporcu içeceği, 5 ton meyve, 4 ton simit, 12bin serinletici sünger hazır bulunuyordu.

 


Bir diğer kostümlü (Fred Çakmaktaş) koşucu ise kendisi de yarış organizatörü olan Caner Odabaşoğlu. Fotoğraf : Aykut Üstündağ

 

Ayrıca 250 yarış görevlisi, 10 ambulans, 20 doktor, 100 hakem ve 250 polis de yarışın güven ve sağlık içinde geçmesini sağladı.

 

Yarışın kazananlarına baktığımızda 10 km erkeklerde Levent Ateş 33:09 ile birinci, 33:21 ile Arif Delen ikinci, 34:00 ile Samet Türker üçüncü olurken bayanlarda 36:04 ile Seyran Adanır birinci, 43:29 ile Sisand Burg ikinci ve aynı sürede bitiş çizgisinden geçen Annika Grabenkamp üçüncü oldu.

Yarı maraton erkeklerde en hızlı atletimiz Ali Haydar Tekgöz 1:11:48 ile birinci, Üzeyir Söylemez ikinci (1:12:12), Mustafa Küçük üçüncü (1:16:30) oldu. Bayanlarda Olesya ve Elena Nurgaliyeva kardeşler 1 saniye farkla birinci ve ikinciliği paylaşırken, Nursel Yıldız 1:20:17 ile üçüncü oldu.

Maraton kategorisinde Murat Kaya birinci (2:36:33), Wolfgang Lenz ikinci (2:38:55) ve Yordan Petron (2:39:14) üçüncü oldu. Bayanlarda Lütfiye Kaya 3:01:11 ile birinci, Marina Zahlybina ikinci (3:03:46), Ezgi Akdeşir 3:05:45 ile üçüncü oldu.

Engelliler maratonunda Ömer Çantay 2:40:17 ile birinci, Birol Kamar ise 2:51:32 ile ikinci olurken bayanlarda Zübeyde Süpürgeci 2:59:20 ile birinci, Hamide Kurt 3:23:00 ile ikinci oldu.

 

Yarışın sosyal sorumluluk partneri Adım Adım grubu, yine çok kalabalık bir koşucu ve destekçi grubuyla yarışarak yardıma muhtaç, ailesiz çocuklar için yapılan Koruncuklar Köyü için bağış topladılar. Bu arada bağışlar halen devam ediyor, buradan detaylı bilgi alabilirsiniz.

 

 

Tavsiyem üzerine 10 km yarışına katılıp hayatında ilk defa bu mesafeyi koşarken tarifi zor muhteşen duygulara kapılan profesör bir dostum da yarışı çok güzel bir şekilde kaleme almış, yazısını mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. Bu yıl bir başka değişiklik ise yarışı bitirenlere verilen madalya tasarımıydı. Hoş görünümlü, geleneksel tasarımları aşmış bu hoş madalyayı ben de dahil olmak üzere tüm katılımcılar olarak beğendik.

 

 

Şimdi yarışı benim dışımda koşanların birebir ağızlarından yarışa dair yorumlarını paylaşalım;

 

Fikri Y. : 1- Master yaş katagorisinin (Avrasyadaki gibi) 35+ olması gerekir.
2- Lara’daki parke taşlı parkur çok kötü. Sakatlık riski var.

 

Cemil G. : 1) Başlangıç anındaki pace aralıklı sıralama eksikliği
2) “İyilik peşinde koş” tshirtlü stk destekçisi kişilerin tüm parkuru kaplayacak sekilde ellerinde sigara ile yürüyüp koşan kişilerden bihaber olması.
3) Parkur boyunca sağlık hizmeti eksikliği
4) Bitiş çizgisinde su, powerade bulunmasına rağmen meyve vb yiyeceklerin uzak bir bölgeye konulması ve bununla ilgili bir yönlendirme tabelası eksikliği.

 

Buğra A. : Yiyeceklerin uzak bi yerde olmasına ek olarak tek bir yerden dağıtım yapılması nedeniyle yarı maraton sonrası uzun bir kuyruk oluştu. Sırf kuyruğa girmemek için orayı es geçtim.

 

Erkal H. : 1) İstasyon sayısı yeterli, dağıtılan şişelerin kapaklarının açılması da güzeldi.
2) Billboard tanıtımlarının yaygınlığı

Olumsuzlar :
1) Pace sıralamasının düzgün olması için kayıt formunda hedef tahmini sorularak pace grubuna göre numara kağıdına yazılabilir, böylece araya kaçak girenler de belli olur :)
2) Tabela noktalarının doğru olmaması, tempo ayarlamak isteyenleri şaşırtabilir. Gps’li saatler de yanlış olçüyor çünkü.
3) Arabalar trafik polislerine rağmen parkurdaydı, görevli atv aracı dahil!


YARIŞ ÖNCESİ VE SONRASI ULAŞIM SORUNU

Yukarıdaki yarışçılara ek olarak değinmeden geçemeyeceğim büyük bir organizasyon sorununu paylaşmak istiyorum. Maraton başından sonuna, doğru ve küçük yanlışlarıyla başarılı geçiyor. Ancak yarış öncesi yarış alanına araçla ulaşım için yollar üzerinde bilgilendirme levhalarına rastlamak mümkün değil. Sonuçta 4000’e yakın insanın başlangıç noktasındaki 2 otele sığması imkansız. Bu insanlar ya taksiyle, ya kendi araçlarıyla başlangıç alanına stressiz biçimde ulaşabilmeliler. Büyük bir yarış koşmak için dünyanın ya da ülkenin diğer ucundan buraya geliyorsunuz. Yarış sabahı kaldığınız yerden 1.5-2 saat erken çıkmanıza rağmen, yarış alanına kapatılmış yollar ve yönlendirme bilgileri eklenmemiş sokaklarda 3-4 defa dönmek zorunda kalıyorsunuz, çünkü Gps’iniz bu esnada işe yaramıyor. Çünkü tarif edilen yollar kapatılmış. Eğer yolları kapatıyorsanız, diğer yollara da yönlendirme tabelaları koymalısınız.

Hele ki yarış sonrasında 3-4 veya 5.5 saat boyunca ter dökmüş, kan şekeri düşmüş bunca insanı kaldıkları yerlere geri dönmek isterlerken sıkışmış, berbat bir trafiğe mahkum etmek zulümdür. Her fırsatta değindiğim bu konuyu yine tekrarlama gereği görüyorum. Organizasyonlar, şehre uymamalıdır. Şehirler, -eğer gelişmek istiyorlarsa- organizasyonlarına uyum sağlamalılardır. Açıkçası organizasyonun şehir trafiği ile entegrasyonu ve çözümsüzlüğü sınıfta kaldı. İnsanları 42.2 km’lik bir yarış sonrası 3.5 kilometre yolu bir otomobille 1 saatte gitmek zorunda bırakmak, bu çağa ve maraton startı veren bir belediye başkanına yakışmadı.

 

Ayrıca insanlara sporu, koşmayı aşılamaya çalıştığımızı sanıyoruz. Fakat eğer Runtalya gibi büyük organizasyonlarda önceden şehrin de bu yarışlara entegrasyonunu, trafik gibi önemli konularını çözmeden yarışları tertiplemeye devam edersek, sadece halkın daha fazla olumsuz tepkisini almış olur ve bu gibi organizasyonlardan nefret etmelerini bizzat sağlamış oluruz.



TANITIMDAN ESER YOKTU

 

Maratonlar, yapıldıkları yerlerin tanıtımı, gelişimi, reklamı, kazancı, prestiji için en iyi organizasyonlardır. Çünkü sporu sevenler, sosyalleşmek isteyenler, yeni yerler görmeyi arzulayanlar için maratonlar biçilmiş kaftandır. Bilmediğiniz ya da tam keşfetmediğiniz bir yere gidersiniz, yarışa kayıt olursunuz, yarış öncesi ve sonrası gezeceğiniz gibi, yarış esnasında da parkur üzerindeki güzellikleri farkedersiniz. Hem o şehre yüklü para bırakmış olursunuz, hem de evinize, şehrinize, köyünüze döndüğünüzde o şehre ve güzelliklerine dair anlatabileceğiniz çokça bilgi edinmiş olursunuz. Ancak eğer bu yarıştan haberdarsanız bunlar gerçekleşir!

 

2.100.000 nüfuslu büyük bir şehir olan Antalya’da yarış öncesi hiçbir sokakta yarışa dair bilgi, pankart, afiş, reklam görmedik, duymadık. Eskiden tramvay üzerine yarışın afişi giydiriliyordu, bu yıl yapıldı mı emin değilim fakat göremedim. Ben İzmir’den, arkadaşım İstanbul’dan, akrabası Bingöl’den bu yarışın yapılacağını aylar öncesinden duymalı, bilmeliydi. Çünkü yıl boyu topu topu 2 tanecik maratonumuz var!

 

Belki iyimser bakış açısıyla 4000’e yakın bir katılımcıya sahip bir maraton yarışı geçirdik fakat 8. defa gerçekleşen ve ülkemizin en güzel şehirlerinden biri, dünyaya açılan güzel vitrinlerinden biri olan Antalya için bu sayı hiçbirşey. 10.000’leri, 30.000’leri bulmalıydık ve kendi ülkemizdeki yarışlarımızda Türkler olarak azınlıkta olmamalıydık. Yarış sonuçlarına bakın, maratonda Türkler, maraton bayanlarda Türkler kaç kişi yer almış, bizi temsil etmişler.

 

Sadece organizatörlere değil, Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne, Gençlik ve spor bakanlığına, Gençlik Spor İl Müdürlüğü’ne burada iş düşüyor. Büyükşehirlerde büyük afişlere birkaç futbolcu ve basketbolcu fotoğrafı koyup yanına “Spor Yapın” komutu yazmakla verimli bir sonuç alınamadığını hepimiz görüyoruz, göreceğiz de. Bilgiyi paylaşacaksınız, içinizde saklamayacaksınız. Aynı Cyclingtr.com‘un yaptığı gibi, gittiğim her uluslararası koşu yarışının haberini yazmaya çalışıyorum. Çünkü binlerce katılımcının sesi oluyorum, bu yarışlar hakkında fikir sahibi olmayanlara rehber oluyorum. Benim gibi yarış analizi yazan birkaç arkadaşım daha var. Bu, yarış öncesi tanıtımda da böyle olmalı. Fakat bu tanıtımlar, yukarıda saydığım mercilerin çalışmasıyla gerçekleşebilir.

 

Her zaman söylediğim gibi eleştirilerimin tamamı yapıcı ve bu tür yarışlarımızın daha da iyiye gitmesi için tarafsız, yansız ve olumlu bakış açısıyla yazılmaktadır. Emeği geçen, katılan, tanıtan, duyuran, ilham veren herkese teşekkürler.

 

Hazırlayan : Fatih Buzgan

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın