Ali Öner, İlk Milli Kış Triatlonu Sporcumuz

03/03/2014  //     //  Genel Duyuru ve Haberler ( Bisiklet, Triatlon, Atletizm, Yüzme ), Triatlon Haberleri

Ali Öner, içimizden biri… Kendisi tanıdığım tüm triatlet ve ironman’ ler gibi oldukça mütevazi ve dost canlısı. Oldukça disiplinli bir sporcu olmasının yanı sıra arkadaşları tarafından sevilen sosyal bir kişiliği var. Türk Silahlı Kuvvetleri’ nde görev yapan Öner, triatlondan önce pentatlon ve biatlon ile profesyonel anlamda ilgilenen çok yönlü bir spor yürek. Üstelik biatlonda Türkiye Şampiyonluğu da var. 2002- 2006 yılları arasında pentatlon(3km koşu-200m yüzme-atış-atla engel atlama-Eskrim), 2008-2011 yılları arasında biatlon (kayaklı koşu ve atış) yapmış olan sporcu TSK Biatlon Şampiyonu. Son iki yıldır Türk Silahlı Kuvvetler takımı adına triatlon yarışlarına da katılan Öner, +20’ de 2012 Türkiye Şampiyonluğu ve 2013’ de Türkiye üçüncülüğüne sahip. Öner, tüm bu başarılarının yanında bu yıl Türk triatlonunda bir ilke imza attı. Milli seviyede ilk kez kış triatlonu yarışına katılarak ülkemizi bu alanda ilk kez temsil eden sporcu oldu. Ocak ayının son haftasında Sigulda Letonya’ ya giden Ali Öner yarış öncesi olduğu gibi yarış sonrası da çok yoğun bir şekilde hem biatlon hem de triatlon sezonu için hazırlıkları için sık sık seyahat etmek zorunda kalmasına rağmen yoğun antrenman seyahat programının arasında cyclingtr’ a zaman ayırdı ve ona sorduğumuz kış triatlonu macerası ile ilgili çok özel sorularımızı cevapladı.

 

ALİ Öner (2)

 

Alpay AKHUN: Bizler seni tanıyoruz ama seni tanımayanlar için Ali Öner kimdir ve triatlona nasıl başladı, biraz anlatır mısın?

Ali ÖNER: Triatlona başlamadan önce çoklu sporlarla tanışmam modern pentatlon ile oldu. Antrenörüm Serhan Sabri Hamat’ la dört yıl çalıştıktan sonra biatlon branşına geçtim. TSK’ da biatlon sporculuğum devam ederken yazın hangi branşı yaparak dayanıklılığımı sürdürebilirim diye branş arayışında olduğum sırada TSK Triatlon Antrenörü Yasin Taş’ ın beni takıma almasıyla triatlon maceram başlamış oldu. Spor kariyerimin oluşmasında çok büyük etkisi olan, bana yön veren, her zaman destek olan bu iki önemli spor adamına çok şey borçluyum.

İlk yarışım olimpik mesafeydi ve bu yüzden nasıl zorlu bir branşa başladığımın farkına varmam çok zaman almadı. Çalışmalarımı başlamamla Triatlon camiasıyla bir bir tanıştım. İnanılmaz kısa bir sürede beni içlerine alan, yardımlarını esirgemeyen sanki yıllardır bu işin içindeymişim gibi hissetmeme sebep olan Triatlon ailesine de bu fırsatı bulmuşken teşekkür etmek istiyorum. Bu aileyle birlikte iki sezonu geride bıraktım. Sağlığım ve imkanlarım el verdiği sürece de daha çok sezon geride bırakmaya devam edeceğim.

A.A: Kış triatlonuna katılma fikri nereden aklına geldi?

A.Ö: Hepimizin bildiği gibi Triatlon sporu Dünya da ses getiren bir spor dalı olmasına rağmen ülkemizde maalesef bilinmiyor. Triatlon camiasında yer alan herkes gibi ben de bu elit branşı ülkemize her platformda tanıtmak için uğraşıyorum. Branşımızın geleceği için ve genç triatletlerimizin yolunun kapanmaması için uğraşmaya da devam etmeliyiz.

Kış Triatlonu Kasım 2013 çalıştayında dile getirilmiş ve tartışılmış. Konu, 2014’ de gündeme alınıp alınmayacağı belli olmadan fakat olumlu düşüncelerle ülkemizde triatlonun gelişmesi açısından faydalı olabileceği üzerine konuşulmuş. Az önce belirttiğim duygularla “Belki bu konuda biatlon kökenli bir triatlet olduğum için bana ihtiyaç duyulabilir.” düşüncesi ile 2014 sezonu için devam eden antrenmanlarımı, kış triatlonuna uyarlayarak çalışmaya devam ettim.

 

ALİ Öner (12)

 

A.A: Ne kadar zamanda nasıl hazırlandın, hazırlık için kış traitlonuna özel antrenmanlar yaptın mı, ne tür özel ekipmanlar kullandın?

A.Ö: Hazırlıklarım Kasım sonu başladı diyebilirim. Ondan önce elbette antrenman yapıyordum ama kış triatlonuna yönelik bir çalışma değildi. Kasım ayından itibaren asfaltta yapılan özel paten kayaklarıyla çalışmaya başladım. Arazi ve tepe koşularının da sürelerini arttırdım. Tabii ki dağ bisikletini de programıma ekledim.

A.A: Yarış için ayrıca özel ekipmanlara ihtiyaç duydun mu? Bir kış triatlonu yarışına katılmak için olmazsa olmaz denilecek ekipmanlar nelerdir?

A.Ö: Özel ekipmanlara, yarışma için zorunlu malzemeler de diyebiliriz. Kar da koşabileceğiniz ve tercihen gore-tex özellikli çivili koşu ayakkabısı, 29 inch jantlı dağ bisikleti, kayaklı koşu için kayak ve baton. Bunların dışında Yarışma mayosu, eldiven ve yüz maskesi hayati değere sahip. Bunların rastgele değil, teknik malzeme olanlarının tercih edilmesi çok büyük bir önem arz ediyor.

 

ALİ Öner (4)

 

A.A: Yarış ortamına benzer şekilde karda antrenman ve kamp yapma imkanın oldu mu?

A.Ö: Yarışmadan on gün önce Sarıkamış’ ta kamp yapma imkanı buldum. Burada karda koşu ve bisikletin ne kadar zor olduğunu anlayabilme fırsatım oldu. Fakat kayaklı koşuya daha çok zaman ayırdım. Tabii ki rakımda antrenman yapmak da hemen etkisini gösterdi.

A.A: Yarış kayıt, ulaşım organizasyonu, konaklama vb konuları nasıl gerçekleştirdin?

A.Ö: Milli takım sporcusu olarak yarışmaya katıldığım için yarış kayıt vb. yazışmaları federasyonumuz yaptı. Ulaşım bisikletin yanında bu sefer bir de kayak malzemeleri olduğundan biraz daha zahmeti oldu.

 

ALİ Öner (1)

 

A.A: Yarışa kadar olan süreçte yaşadığın zorluklar oldu mu, olduysa bunlar nelerdir?

A.Ö: Tabii ki yurtdışındaki bir yarışmaya katılırken bilinen birçok sıkıntıyı herkes gibi göze alarak bu yola çıktım. O yüzden bilinen sıkıntılardan bahsetmeye gerek duymuyorum. Alışılagelenden farklı olarak yaşadığım sıkıntı takım olarak gitmememizden kaynaklandı. Antrenman alanına gidiş gelişim, hem Sarıkamış ‘ta hem Riga’ da en büyük sıkıntım oldu. Mesafeler kısa bile olsa malzemelerin çok olması, havanın soğuk ve yerlerin karla kaplı olması iki üç km’ lik yere her seferinde taksi tutmanızı zorunlu kılıyor. Bu da totalde bütçe hesabınız için ciddi bir masraf kalemine oluşturuyor.

A.A: Yarış haftası nasıl geçti, son haftada neler yaptın?

A.Ö: Antrenmanlarımın dışında diğer ülke sporcuları ve teknik adamları ile Tanıştım. Türkiye’de bulamadığım bazı teknik malzemeleri temin etme fırsatını buldum ve sürekli soğukla mücadele ettim diyebilirim. 29 inch jantlı bisikletin avantaj yaratacağı ve yasak olduğu düşüncesiyle 26 inch jantlı bisikletle yarışmaya katılmıştım. Tüm yarışmacıların bisikletleri 29 inch jant olmasını görmemle biraz endişelendim.

 

ALİ Öner (9)

 

A.A: Yarıştan önceki günde neler yaşadın?

A.Ö: Yarıştan önceki gün parkur tanıtımı, teknik toplantı ve olmazsa olmaz olan makarna partisi vardı. Parkur tanıtımı; kayak parkuru, koşu parkuru ve en son bisiklet parkuru olarak gerçekleşti. Kayak parkuru merkezdeydi. Öncesinde antrenman yapma imkanım olduğundan parkuru biliyordum. Koşu parkuru asfaltta başlayıp karlı toprak zeminde devam eden inişli çıkışlı bir parkurdu ve oldukça zorlayacağının sinyallerini hemen verdi. En sıkıntılı olanı sona saklamışlar… Bisiklet parkuru inanılmaz teknik ve zordu. Önümüzde giden ATV ile beraber yedi km uzunluğundaki parkuru dolaşmaya başladık. Birinci km sonra asfalttan ormana girdik ve karla kaplı, bazı yerleri donuk sert toprak olan, yer yer de yerlerde ağaç dalları ile iri taşlar olan aynı zamanda içinde sallanan iki adet ahşap köprüyü barındıran, yükseklik kazanımı fazla olan zorlu bir teknik parkurda bulduk kendimizi. Ama bu parkurla uğraşmak bile havanın soğukluğunu unutturmadı. Çoğu uzvumu hissetmiyordum bile. İnanın fren yapmakta zorlanıyor, hatta bazen yapamıyordum. Hepimiz biran önce parkurun bitmesi için pedal kesmeden devam ediyorduk. O kadar soğuktu ki rehberlik yapan ATV kara saplanmasına rağmen kimse kurtarmak için yardımcı olmadı ve yola devam etti. Telsizle birilerini çağırınca ben de Rus ekibi takip ettim. Parkuru bitirdiğimde kendime gelip uzuvlarımı hissetmem sancılı oldu ve epey bir zaman aldı. Bu acıyla mesleğim dolayısıyla daha öncede karşılaşmıştım. Buna rağmen yaş grubu olarak bu yarışmaya kayıt yaptırmış olsaydım, o kadar hazırlık ve emek, hiçbiri gözüme gözükmez ve yarışmazdım açıkçası. Böyle düşünmemin ne derece acı olduğunu her triatlet tahmin edecektir. Bir amaç uğruna geldiğimden ve bunun sonucunda orada Türk bayrağımız dalgalandığından tabii ki böyle bir karar lüksümün olmadığının farkındaydım ve bunun üzerinde fazla düşünemedim.

A.A: Ülkemizin bayrağını ilk kez bir kış taritlonu yarışına katılan ülkeler arasında görmek sana neler hissettirdi?

A.A: Tabii ki çok güzel bir duyguydu. Hayatta değerli olduğumu hissettiğim anlardan bir tanesiydi benim için. Ülkem için ise, ki bu önemli olanı, Sporda geleneksellikten çıkıp ilerleme kat ettiğinin, yenilikçi oluşunun, triatlonun her alanında kendimizi gösterdiğimizin,”Biz de varız!” ın somut bir göstergesi olmuştur. Tabi bu kendi içimizde çok tartışılır bir konu. Gerçekten ne kadar öyleyiz hepimiz biliyoruz ama ilk etapta diğer ülkeler nezdinde bu izlenimin olması güzel bir gelişme olarak görüyorum.

 

ALİ Öner (5)

 

A.A: Yarış günü sabahı ne hissettin ve nasıl bir yarış geçirdin, biraz anlatır mısın?

A.Ö: Yarış günü start saatimiz 13:50 de olmasına rağmen sabah 07:00 yarış yerine gidip benden önceki yaş grupların yarışlarını izledim. Sonuçta ayrı ayrı ne kadar antrenman yapsam da ilk kez yarışacağım bir branşın yarışını canlı izlemek çok faydalı oldu. Yaş grupları da benden tecrübeli olduğunu düşündüğümden ne kapabilirim diye pür dikkat yarışmalarını ve özelliklede transation’ larını izledim. Böylelikle çektikleri sıkıntıları, kafamda yarış için planlayıp da aslında olamayacak şeyleri, benimde başıma gelebilir diyerek önlem almama vesile olan birçok şeyi gözlemleme fırsatı elde ettim. Son hazırlıklarımı yaparken o günkü kar durumuna göre kayaklara yapılması gereken wax bakımını, ücret karşılığında Letonya Federasyonu’ nun sağlamış olduğu waxman’ lere güvenerek yaptırdım. Diğer ülkelerin kendi waxman’ leri olduğundan kendileri hallettiler. Tabii heyecan zamanın yaklaşmasıyla orantılı artmaya devam ediyordu. İyi hazırlanmıştım fakat ne ile karşılaşacağımı yine de tam olarak kestiremiyordum. Startla birlikte sert bir koşu başladı. Garmin’ in multisportunu “Run-Bike-Other” olarak ayarladım. İlk kilometre 3:15 gibi bir pace’ le geçildi ve gruba tutunmak gerçekten güçtü. Rakım olarak çok sıkıntı yaşamıyordum. Soğuk etkisini bisiklette olacağı kadar olmasa da göstermeye başladı. Su istasyonu mevcuttu fakat hiç ihtiyaç duymadım. Koşu pace ortalamam 7.5km sonunda 3:40 idi. Grubu görebiliyordum fakat çok hızlı bir transation yaptılar. Bisiklet ayakkabımı giymekte epey bir zorluk çektim. Ayakkabımın uç kısmına kadar wind stoper ayakkabı çorabı takmıştım önceden. Giyerken onların sıkıntı yaratacağını düşünmüştüm. Ayakkabı da değil de kaskın klipsini takmakta çok sıkıntı çektim asıl. Çift eldiven kullanmıştım bisiklette maruz kalacağım rüzgardan ellerimi korumak için. Planıma göre kayak safhasında koruyucu eldiveni çıkartacaktım. Fakat daha önce deneme rağmen orda olmadı… Klipsi takabilmek için sağ elimimdeki eldivenin tekini çıkarmak zorunda kaldım. Çıkarttığım eldiveni tekrar takmayı denedim olmadı. Daha fazla vakit kaybetmemek için de takmadan devam ettim. Bunu özellikle vurguluyorum çünkü bu hatayı benden başka kimse yapmasın istiyorum. Eldiveni çıkarttığım sağ elimi bir süre sonra hissetmemeye başladım. Fren bile yapmakta güçlük çekiyordum. 29″ bisikletli grubu 26″ lik bisikletimle yakalamaya çalışmak ise ayrı bir sıkıntıydı. Tekerimin patlamaması benim için de diğer sporcular için de gerçekten ciddi bir şanstı. Çünkü zemin tekerin patlaması için çok müsaitti. Patlasaydı ne yapardım açıkçası bilmiyorum. İtalyan bir sporcunun yarışı bıraktığını gördüm. Suratında gördüğüm acı ifadesi sanırım benim suratımda da vardı. Sağ salim bisikleti bitirdikten sonra transation esnasında ciddi bir acı çekmeye başladım. Sağ elimi kullanamaz haldeydim. Sol elimdeki üst eldiveni çıkarıp, ayakkabılarımı çıkardım. Kaskın Klipsi donmuş gibi açılmıyordu. Asılarak koparmaya çalıştım olmadı. Birkaç zorlamadan sonra sonunda çıkarabildim ve sekiz tur dan oluşan 11,2km lik kayaklı koşu etabına başlayabildim. Kayaklı koşuya başlar başlamaz bacağıma kramp girdi fakat uzun sürmedi. Kar durumu alttan soğutmalı ve ayarlanabilir bir pist olduğundan güzel bir koşu sağladı. Zorlayan her turda iki dik çıkış ve virajlı inişti sadece. Ve sonunda Çoğunluğunu Letonya halkının oluşturduğu seyirciler tarafından “Turkıye, Turkıye” sesleriyle alkışlanarak finişe girdim şükürler olsun. Buna değinmeden geçmeyeceğim… Gerçekten çok destek oldular… Yarıştan önce, yarış esnasında, yarıştan sonra en az bizim kadar olan misafirperverliklerini gösterdiler. Sporun, sporcunun evrenselliğini hatırlamama sebep oldular. Buradan hepsine bilmeseler de teşekkürlerimi tekrar iletiyorum.
A.A: Sırası ile bir karşılaştırma yapmak gerekirse, sadece kayak yapmak, biatlon yapmak ve kış triatlonu yarışına katılmak arasındaki farkı bize nasıl tarif edersin?

A.Ö: Öncelikle bildiğiniz üzere biatlon sırtınızda silahla her 3300 metrede önce yatarak sonra ayakta beşer atış yaptığınız, vuramadığınız her hedef için ise 150 m ceza kuralı olan 10km Kayaklı koşudan oluşan bir disiplindir. Yani toplamda koştuğunuz kayaklı koşu mesafesi tüm hedefleri kaçırdığınızı farz edersek ki bu imkansız, en fazla 11,5 km olabiliyor. Biliyorsunuz ki bu branş dünyanın en fazla efor sarf edildiği sporların başlarında geliyor. Kış triatlonunda buna benzer bir mesafenin koşu ve bisikletin üzerine olması baştan beni korkutmuştu. Fakat Triatlon sporunun temeli dayanıklılığa dayandığını için, baştan bizleri korkutan halfironman, ironman yarışları kadar korkutabilirdi nihayetinde. Sonuç olarak kesinlikle kış triatlonu, biatlon ve triatlondan çok çok daha zor olduğunu fakat bir ironman yarışı kadar da yıpratıcı olmadığını söyleyebilir doğru bir çalışmayla bir çok triatletimizin yapabileceği zorlu bir branş olarak özetleyebilirim.

 

ALİ Öner

 

A:A: Tüm yaşadıklarından sonra triatlon yapanlara kış triatlonunu tavsiye eder misin? Böyle bir yarışa katılmayı düşünen atletlere özellikle verebileceğin tavsiyeler var mı?

A.Ö: Kesinlikle öneriyorum… Hatta kesinlikle bir takımımızın olması yani Türkiye “Triatlon Winter Team” oluşması gerekli. Bu bizim ITU de daha fazla söz sahibi olmamızı sağlayacağından artık eminim. Bunun öncülüğünü yapmak içinde elimden geleni yapacağımı, yapmak isteyen herkese de yardımcı olabileceğimi buradan da dile getiriyorum.

A.A: Sigulda’ ya katılırken hedeflendiği bir zaman ya da bir amacın var mıydı?

A.Ö: Bilinmezlik olduğu için süre olarak hedef koyamadım tabii ki. Yarışı bitirip bitiremeyeceğimden bile tam emin değildim. İlk etapta amacım ise kendi gelişimim ve ülkemize kış triatlonunu tanıtmaktı. Sonuçta, yaptığım branşların karması bir branş olduğundan yaş grupları kategoride (5km koşu-7km bisiklet-7km kayaklı koşu) kendimi deneyebilirdim. Fakat işin rengi federasyonumuza gelen davet üzerine değişti. Elit yarışmam söz konusu oldu. Elit ile yaş grup arasındaki fark mesafeler gibi gözükse de asıl fark birinde ülkeme bu branşı tanıtmış, diğerinde hem ülkeme bu branşı tanıtmış hem Ülkemin bayrağını orada dalgalanmasını sağlayacak olmamdı ki, bu benim için en önemlisiydi. Ayrıca hem Avrupa ya ve ITU’ ye bu branşta Türkiye’nin de, Türkiye Triatlon Federasyonu’ nunda var olduğunu belirten önemli milli bir olguya aracılık etmiş olacaktım. Federasyon Başkanımız Sayın Hamdi Güneş’ in bu konuda da çok özverili olduğuna da bizzat şahit oldum. Çalışmalarımı elimden geldiğince artırarak ve bana tanınan imkanlar doğrultusunda milli sporcu olarak bu yarışmaya katıldım. Amacım ülkemizi ve federasyonumuzu en iyi şekilde temsil etmek ve triatlon sporunun ülkemizde biraz daha ses getirmesi için hepimizin her platformda yapmaya çalıştığı gibi elimden geleni yapmaktı. Nitekim de öyle oldu. ITU teknik delegesi her boşlukta yanıma gelerek özel bir görüşme talep etti. Görüşmemizde özetle, Türkiye Triatlon Federasyonunun bu branşta boy göstermesinden mutluluk duyduğunu, bunun çok önemli bir olay olduğunu, bu branşın Türkiye’ de yapılmasının yıllardır konuşulduğunun ve Türkiye’ nin Avrupa şampiyonasına sporcu göndermesinin bunun için büyük bir adım olduğunu altını çizerek söyledi. Türkiye’de nerede kamp yaptığımdan bir daha ki Avrupa şampiyonası neden Türkiye’ de olmasına kadar uzun uzun sohbet ettik. İtalya Cogne’ de ki Dünya Şampiyonası’na, yarışmayı bitirerek katılmaya hak kazandım ve Federasyonumuza adıma davet geldi. Ama ne yazık ki, Federasyon Başkanımız Sayın Hamdi GÜNEŞ ‘in katılmamız için tüm uğraşlarına rağmen sanırım aşılamayan bazı bürokratik işlemler yüzünden yarışmaya katılamadım.

 

ALİ Öner (16)

 

A.A. Son olarak senin söylemeyi istediğin bir şeyler var mı?

A.Ö: Açıkçası sorduğunuz sorularla ekstra söylemem gereken bir şey kalmadı sanırım. Ama tekrar dile getirmek istediğim birkaç cümlem olacak. Tabii ki hedefimiz olimpiyatlara Triatlon branşından sporcu sokmak. Ne kadar zor gözükse de var olan yetenekli altyapıyla, gençlerimizle bu gerçekleşecek fakat biraz zaman alacak. Bu geçecek sürede bize düşen görev, Türkiye Triatlon Fedarasyonu’ nun varlığını her platformda duyurmak, belirtmek olarak görüyorum. O yüzden yan branşlar bir kenara atılmamalı, bilakis verilen önem artırılmalıdır. Çünkü bu branşlarda Avrupa ve Dünya’da başarı elde etmemiz daha olasıdır. Ayrıca, Triatlon ailemizin bana bu yolda gerek sosyal medya üzerinden gerek arayarak gerek bir yerlerde bu konuyu tartışarak bana desteklerini esirgemediklerinden dolayı tekrar çok çok teşekkür ediyorum. İnşallah bu bir başlangıç olur ve büyüyerek devam ederiz. Size de Cyclingtr ailesi olarak bana bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyorum.

 

ALİ Öner (6)

 

Yorumlu-Yorum

Yazının başında belirttiğim gibi Ali Öner, geçtiğimiz Ocak ayı sonunda ülkemizi ilk kez milli seviyede bir kış triatlonu yarışında temsil eden sporcumuz sıfatına sahip oldu. Sadece temsil etmekle kalmadı ETU Kış Triatlonu Avrupa Kupası yarışını tamamladığı için Şubat ayında İtalya’ da gerçekleşen Cogne Dünya Şampiyonası yarışına resmi olarak davet edildi. Edildi, edilmesine ama Dünya Kupası’ na gidişi bürokratik engellere takılınca Sigulda’ dan üç hafta sonra İtalya’ da koşulan bu yarışa katılmadı. Elbette bu durum oldukça üzücü ama Ali Öner’ in, Türkiye Triatlon Federasyonu için uluslararası alanda yapmış olduğu tanıtım ve triatlonun gelişimi adına açmış olduğu bu yeni kapı çok çok önemli. Ali Öner, Sigulda’ da Letonya Federasyonu Başkanı Vilnis Prieditis tarafından gördüğü misafirperverliğin yanı sıra ITU Yönetim Kurulu Üyesi Kris Piatkowski ( Aynı zamanda Polonya Triatlon Federasyonu Bşk. ve de etkin bir ITU gözlemcisi aynı zamanda ülkemizdeki uluslararası yarışlara gözlemci olarak geliyor. Ayrıca 2014 yılında Ali Atlan ve İpek Öztosun’ un ITU Yüksek Performans Takımı’ na seçen seçici kuruldaki üyelerden biri) tarafından tüm haftasonu boyunca görmüş olduğu ilgi-alaka, sporcu ve federasyonumuza verilen değerin önemini ortaya koyuyor. Bu türden katılımların bizlere prestij kazandırdığı çok açık. Üstelik Türkiye’ de kış triatlonu yarış organizasyonu gerçekleştirme teklifi ise çok daha ayrı bir önem taşıyor. Umarız gelecekte Ali Öner ve onun gibi yetenekli sporcular, triatlonun içinde bulunan her branşda ülkemizi temsil etmeye devam eder. Böylece dünyada yükselen bir spor değeri olan triatlonda uluslararası yetkinliğe kavuşarak çok daha fazla söz sahibi olmak mümkün olabilir. Gelecekte triatlonun içindeki diğer branşlarda da kendini göstermek ve ülkemizi tanıtmak isteyen sporcuların bürokratik engellere takılmasına müsaade edilememesi dileğiyle…

 

ALİ Öner (7)

 

Fotoğraflar: Ezel Üner
Hazırlayan: Alpay AKHUN

alpayakhun
Yazar Hakkında :

Cylingtr Triatlon Editörü

Bir Yorum Yazın