7. Uluslararası Runtalya Maratonu Koşuldu

06/03/2012  //     //  Genel Duyuru ve Haberler ( Bisiklet, Triatlon, Atletizm, Yüzme )

 

 

70 milyon nüfuslu ülkemizin 2 maraton yarışından biri olan 7. Uluslararası Runtalya Maratonu geçtiğimiz Pazar günü önceki yılın aksine güzel bir havada koşuldu. Aslında bu yıl listeye üçüncü bir maraton yarışı daha eklendi fakat tarihi daha ileri olduğundan şimdilik hala gelenekselleşmiş 2 maraton yarışımız var diyebiliriz.  

 

Bu yılki Runtalya Maratonu’nda değişiklikler vardı, bunlardan bazıları koşucuları kızdırırken, bazıları ise memnun etti. Koşucuların şansına güneşli, kuru ve ılık bir günde gerçekleşen yarışta, yine de start verilmesinden 1 saat önce start alanına gelinmesi gerektiğinden bu süre içinde koşucuların üşümelerine sebep oldu.

 

Özellikle az sayıdaki portatif tuvaletlerin önünde bitmeyen kuyruklarda beklemek zorunda kalan atletlerin, bir yandan ısınalım mı, yoksa ihtiyacımızı mı giderelim diye stres oldukları gözlemlendi.

 

Yazılarımı düzenli takip edenler, ne kadar yapıcı bir tarzım olduğunu farketmişlerdir. Yine bu yarış için de artılarıyla, eksileriyle, birçok kişiden derlediğim, fakat kendi görüşlerimi de ekleyeceğim tarafsız bir yarış raporu sunacağım. Herşey daha iyisi için diyerekten başlayayım;

 

Önceki yıllarda Mart sonundaki Pazar günlerinde gerçekleştirilen yarışta herkes sıcaktan etkilendiği için yarış tarihi birkaç yıldır Mart’ın ilk Pazar günü olacak şekilde düzenleniyor. Sıcaktan korunalım derken Mart başı olduğundan yağmurlu, rüzgarlı ve soğuk bir yarış olabiliyordu. Neyse ki bu yıl havanın güneşli ve kuru olması birçok koşucuyu sevindirdi. Hava üzerinde bu kadar durmamın sebebi, belki 10km koşucuları için değil fakar 42.2km koşan maratoncular için her bir detay, bizi hedeflerimizden şaşırtabiliyor ve sonucu değiştirebiliyor olmasıdır.

 

Mesela start öncesi saat erken olduğundan hava hala serindi ve rüzgarlıydı. Bu yılki start alanı kapalı bir bina olan Cam Piramit olduğu için çoğu koşucu ısınmasını ve bekleyişini bu kapalı alanda sürdürdü. Fakat yarış heyecanı ve ihtiyacı dolayısıyla açık alandaki portatif tuvaletlerin önünde bekleyen yarışçılar hayli üşüdüler. Burada eğer daha fazla sayıda tuvalet olsaydı, herkes daha kısa süre bekleyecekti.

 

Katılım olarak baktığımızda geçen yıl maraton kategorisinde 1000 kişi yarışmış, 434 kişi bitirebilmişti, bu yıl 369 gibi daha az bir katılım vardı. Yarı maratonda geçen yıl 1045 kişi katılım göstermişti, bu yıl ise 1217 kişi bu heyecanı yaşadı. 10km kategorisi 2011’de 793 kişinin katılımıyla gerçekleşmişti, 2012’de bu sayı 975 kişiye yükseldi. Bu bilgiler de bize 10km ve yarı maratoncuların arttığını, fakat maratoncuların artış göstermediği gibi aksine kaybedildiğini gösteriyor.

 

Dikkati çeken bir başka konu ise sonuç listelerinde her kategoride birçok kişinin diskalifiye olduğuydu. Bu kişilerin hepsi mi kuralları çiğnedi veya bu kişiler yeterli bilgi sahibi değiller miydi şeklinde bir soru aklıma geldi.

 

Yarışın kayıt tamamlama yeri bu yıl Antalya’nın en büyük alışveriş merkezi olan Terra City idi. Her mesafe kategorisine özel farklı masalar kurulmuş olması işlemleri kolaylaştırdı. Fakat yarışın sitesinde son güne kadar kategori değişimi yapılabileceği ve son gün çip dağıtım yerinde kayıt yapılabileceği bilgilerini önce yalanlayan görevliler, ısrarlar üzerine ancak saat 17:00’den sonra (insanların oraya gelişinden 5 saat sonra) belki yardımcı olabileceklerini söylemeleri gerginliklere, tartışmalara sebep oldu.

 

Maraton fuar alanı

 

Elbette son gün kayıt yaptırmak ya da son gün koşacağınız mesafeyi değiştirmeyi istemeniz risk almaktır. Fakat yine de bunların mümkün olabileceğini sitenizde yazmışsanız, bu sözdür. İnsanlar bu sözlere güvenerek dünyanın öbür ucundan gelmiş ve cevabınızla hüsrana uğramış olabilirler. Ayrıca son saatler atletler için önemlidir, bu yüzden böyle bekletilmek can sıkıcıydı.

 

Bu yıl bir ilk de yarıştan bir gün önce düzenlenen Yüksek Topuklar Koşusu” idi. 100 metre boyunca var gücüyle koşan yüksek topuklu kadınlar için ilk 3’e verilen para ödülünün yüksekliği ile ne 10km, ne 21km, ne 42km maraton koşup ter döken kimseye 5 kuruş para ödülü verilmemesi büyük bir tezattı. Önceki yıllarda para ödülü verildiğinde daha üst seviye yabancı atletlerin ödülleri süpürüp kendi ülkelerine dönmeleri bize hiçbir fayda sağlamıyordu. Bu yüzden organizasyon ekibi para ödülü yerine otel tatili ödülüne karar kılmışlardı. Tabi gelen atletlerin profili de buna göre değişti. Ama yüksek topuklar koşusu gibi 100 metrelik, 15 saniye civarında biten bir yarışta 2000-3000tl’ler dağıtılırken maratonculara sadece otel tatili verilmesi dediğim gibi tezat oldu. İlk defa düzenlenen ve hiç kimsenin konu hakkında tecrübesi olmadığı bir yarışa 65 kadının katılması büyük bir ilgiydi.

 

 

“Öyle bir geçer zaman ki” dizisinin ana oyuncularından Caroline karakteriyle tanınan Wilma Elles de yüksek topuklu koşusu katılımcıları arasındaydı, kendisi yarışı 5.bitirdi.

 

Yüksek Topuklar Koşusu’nun sonuçlarına buradan ulaşabilirsiniz.

 

10km kategorisinde ilk 3’ü 32:20 ile Hakan Duvar, 32:26 ile Üzeyir Söylemez ve 32:42 ile Ken Fessel kürsüyü paylaştılar.

Yarı Maratonda 1:07:51 ile Ercan Muslu birinci, 1:10:26 ile Mehmet Ali Akbaş ikinci, 1:11:37 ile Lars Rössler üçüncü oldu.

 

Ercan Muslu – Yarı Maraton 1.si

 

Maraton kategorisinde 2:34:08 ile Yücel Aydın birinci, 2:35:13 ile Sascha Velten ikinci, 2:36:14 ile Murat Kaya üçüncü oldu.

 

Lütfiye Kaya

 

Engelliler kategorisinde 5 kişi yarıştı. 2:57:54 ile Ömer Cantay birinci, 3:17:38 ile Birol Kamar ikinci, 3:24:22 ile Zübeyde Süpürgeci üçüncü geldi. 

 

 

Her iki maratonda da kalabalık bir grup halinde boy gösterip, koşarken bir yandan da önemli projeler için destek toplayan “Adım Adım” grubu da yarışanlar arasındaydı

 

Yarış günü hava rüzgarlı olduğu için özellikle maraton koşanların süreleri daha da uzadı. 21.km dönüşünde kısa bir süre rüzgar kesilmiş olsa da dönüş yolunda da rüzgar yine kendini hissettirdi.

Parkurun büyük bir kısmı aynı olsa da başlangıç ve bitiş noktası değiştirilmişti. Bu değişiklik, hem olumlu, hem de olumsuz sonuçlar doğurdu.

 

Yarışla ilgili yarışçılardan dinlediğim yorumları paylaşmak istiyorum;

“1) İstasyon sıklığı iyi idi. finishte su bile olmaması beni de şaşırttı. hem de parkurda su powerrade hatta kola varken..
2)Beni değil de en çok annemi kızdıran durum da halkın duyarsızlığı. (biz braz daha alışığız) Ama kimse mi olmaz ortalıkta?
Koşarken tezahürat yapan bir amcayı bir genç kadının gelip “sessiz olur musunuz” diye uyardığını gördüm :)
3) Bir kavşakta zaten yol çok darken kamyonet koşu alanına girdi 1,5 metreden daha dar oldu yol. 3. 4. km de olduğu için hala kalabalıktı.
4) görevlilerin ATV değil de bsiklet olması bence daha iyi. Koşucuların arasında motorlu taşıt dolaşması saçma. Bisiklet koşucuyu bekliyor. Atv ye sen yol veriyorsun.
5) KM işaretleri yok denecek kadar azdı. Benim gibi garminsiz polarsız koşanlar için zor olmuştur.

Bir daha Runtalya’da koşmayacağım. yokuşlarına rağmen Bozcaada nın, ve Riva nın rotası çok daha güzeldi.
Runtalya’nın esprisi Full marathon da olması herhalde diye düşündüm. bir de Antalya diye sanırım. Çünkü insanlar benim hiç alışık olmadığım derece tatil havasındaydılar.”
Ayşen S.

 

“Runtulya’da beni şaşırtan en büyük eksi sonucun ve sertifikanın
anında verilmemesi oldu. Avrasya’da finish’ten hemen sonra sertifikamı
alabilmek inanılmaz güzel bir duyguydu çünkü.

Onun dışında yol boyu destekçinin olması ve çok sık su istasyonu olması en öne çıkan artıları oldu.” Alper T.

 

“Hiç susuz kalmadım, 1.km den itibaren su istasyonları vardı. Hatta
terlemediğim halde çocuklar ellerinde süngerlerle “abla ıslatalım mı, ne
olur benim süngerimi al” diye üzerime doğru koşturdular. İstasyon
sıklığından memnunuz.”
Nur A.

 

“Finishten sonra hiçbir şey yoktu. çok sinirlendim. Eskiden bir torba
yiyecek içecek verirledi. Hadi o yok, bir masanın üstünde bir şişe su da
mı olmaz. eşim büfeden su alıp gelmek zorunda kaldı… yakışmadı bu
finish.”
Mert D.

 

“Finiş rezaletti…Kazıkçı marketin kucağına oturttular milleti… İkinci rezalet bütün kategorilerin aynı anda start alması oldu…İlk 5000 slalom ve kaos vardı..

Kayıt ve malzeme dağıtımı organizasyonu başarılıydı bence..”
Kutlu O.

 

“Finişten sonra cam piramitte ikram vardı; ben memnun kaldım. Startta WC çok azdı. Isınmadan koşuya başladım :( “ Serdar A.

 

 

Aile boyu yarış


Genel olarak yarışa dair tüm artı ve eksileri paylaşacak olursak;

 

ARTILAR

+ Yeni Start ve Finish noktasının anayola taşınmış olması

+ Start alanında Cam Piramit gibi kapalı bir alanın olması

+ Yarış çantalarının teslimi her zamanki gibi düzenli ve nispeten hızlıydı

+ Yarış çantasının kalitesi bir nebze artırılmış

+ Geçen yılki gibi yeterli sayıda su ve yiyecek noktası bulunuyordu

+ Son metrelerde de, finish’in arkasında da bekleyen ambulanslar güven vericiydi

+ Finish sonrası masaj hizmeti

 

 

 

 

EKSİLER

Bu yarışın en büyük eksisi parkurun tam 350 metre uzun olmasıydı. Sadece bu bilgi bile yarışın iptal edilmesine sebep olabilecek ehemmiyettedir! 5-10 metreden bahsedilmiyor. Parkur üzerinde tam maraton koşmuş Gps’i (uydu bağlantılı saati) olan kim varsa parkurun orijinal maraton parkurundan uzun olduğunu farketti. Bu büyük yanlışın gelecek yıl olmayacağını temenni ediyoruz.

 

Parkurun uzunluğunun olması gerekenden fazla çıktığını görüyorsunuz

 

– Parkur uzun olunca doğal olarak km tabelaları da hepsi yanlış yerdeydi. Gps’li saati olmayıp bu tabelalara göre hesabını yapanlar sürelerini yanlış hesaplamış oldular.


– Finish takının altında abartmıyorum 50 kişi vardı (alttaki fotoğrafta görülüyor) Yokuş aşağı finish olan ve insanların daha iyi derece yapmak için 15 ile 25km hıza çıktıkları bir noktada bu kadar gereksiz kişinin orada olması yanlıştı.

Ben kendi adıma birilerine çarpmamak için kendimi neredeyse incitebilirdim. Birine çarpsaydım, ikimiz de hastanelik olacaktık. Son metrelerde iki tarafta ayırıcı parkur kenarı bariyerleri varken, bu 50 kişinin

neden finish halısının 10cm arkasında “yanyana” durarak koşucuların gelişini kapattığını ve buna kimlerin izin verdiğini sorgulamak gerekir.

 

Finish kalabalığı

 

– Yarışa katılanların neredeyse yarısının birbirine yarış boyunca tempo vererek, yarenlik ederek destek olduğu bir yarışta nasıl bir hakem son 200 metrede yarışçı arkadaşının hedefine ulaşarak mutlu bir yarış çıkarması için yanında koşmasına istinaden “Tempo vermek yasak! Arkadaşını diskalifiye ederim haaa!” diye tehdit edebilir? Hangi düzen bu insanı hakem yapmıştır? Hangi sistem, sportif düşünceden bu kadar ışık yılı uzak düşüncede insanlara bu yetkileri verir?

– Bu yıl ilk defa bütün kategoriler aynı anda yarışa başlatıldı. Büyük bir yanlıştı. Yollarımız 6 şerit değil ki böyle birşey yapılsın. Nispeten önlerde (500. sırada gibi) başlamama rağmen, kendi hedef yarış tempoma ancak 500 metre sonra ulaşabildim. İlk 350 metre boyunca tempom 5:30dk/km idi, birçok kişi bu moral ile yarışı bile bırakabilir. Kategoriler arasında saat farkı olmak zorunda değil, 15dk ara ile start verilebilirdi.

– Aynı anda start verileceği için bütün katılımcılar aynı zamanda start alanındaydı. Tabi tuvalet ihtiyacını giderecek olanlar da. Fakat geçen yıldan bile daha az sayıda (7-8 tane) portatif tuvalet getirilmişti.

3000 kişiye 8 tuvalet?

– Koşucular finish’e geldiklerinde zorlukla ayakta durabilirken ellerine sadece bir madalya tutuşturan birileri vardı. En yakın su ve yiyecek servisi için 300 metre ve merdiven inmek zorundaydılar. 42km koşmuş birisi için finish’e gelip tüm gücünü tükettiği anda ihtiyacı olan ilk şey oksijen, ardından da su ve enerjidir, madalya daha sonra da alınabilir. Yani su ve yiyecek noktası bu kadar uzak olmamalıydı. Evet anayolda finish yapıyorsunuz ve 5.5 saat sonra yarıştan eser kalmayacak şekilde o alanı boşaltıyorsunuz fakat yarışanları daha iyi düşünmek gerekir.

– Hava güzel olmasına rağmen büyük bir şehir olan Antalya’da ve binlerce farklı etkinliğe alışkın olan Antalya halkından hiç kimse bu yarışı izlemeye gelmedi. Yarışçıların bazıları aileleriyle gelmese, finish alanı bile bomboş olacaktı. Yine kendi topraklarımızda yabancıların içinde azınlıktaydık. Türkiye, koşu sporuna bu kadar mı düşman, yoksa bu spor bu kadar mı gizleniyor halktan? Tarihi tam 1 yıl önceden belli ve kesin olan bir yarış için hiç mi tanıtım yapılmaz? Maalesef havayolu firması dergilerine bir sayfa ilan verince tanıtım yapılmış olmuyor. 3000 yarışçının olduğu uluslararası bir yarışta asgari 5000 de seyirci olmalıdır. Futbola bakın, 22 yarışçı var, yeri geldiğinde 80.000 seyirci oluyor, üstelik bunu izlemek için 80.000’i de aylar öncesinden para ödemiş şekilde stadda bulunuyor. Bunlar ayrı bir yazının konusu fakat özetle tanıtım çok kötüydü diyebilirim.

 

Koşu yarışlarının uçan siması Necat Hümmet

 

Her nasıl olursa olsun ülkemizin 2 maratonundan biri, onca emeğiyle takdire değer. Hepimizin beklentisi, giderek daha büyük ve iyi bir maraton olması yönünde. İşte bu yüzden bu yarış yazılarını daha fazla insanla paylaşalım ki gelişime hepimiz katkıda bulunalım.

 

Yarışa dair 1550 kare fotoğraf çekerek Cyclingtr’a da medya desteğini sağlayan Abdülkadir Yeşilyurt’a teşekkür ediyoruz.

 

 

Hazırlayan: Fatih Buzgan

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın