4.Uluslararası Çayırova Yarı Maratonu Koşuldu

30/05/2013  //     //  Genel Duyuru ve Haberler ( Bisiklet, Triatlon, Atletizm, Yüzme )

 

Türkiye’nin en büyük katılımlı koşu organizasyonu olan 4. Uluslararası Çayırova Yarı Maratonu geçtiğimiz Pazar günü sıcak bir yaz gününde yine coşkuyla ve büyük katılımla koşuldu. Her yıl kendini yüksek bir ivme ile geliştiren, diğer bütün uzun yol koşularına emsal olarak gösterilmesi gereken yarış, bu yıl da kendisinden beklenenin üzerinde bir organizasyon performansıyla tüm katılımcıları tatmin etti.

 

Konu koşu organizasyonu olduğunda herkesten daha fazla detaycı ve eleştirel olan ben bile bu yarışın kalitesine şaşırıp kaldım. Girişte bahsettiğim gibi organizasyon o kadar özenerek hazırlanmış ki, en büyük yarış olarak anılan ve 34 yıldır düzenlenmekte olan, üstelik geçtiğimiz yıl hiçbir artı kazandırmayan bir sponsora sahip olan Avrasya Maratonu veya 8 yıldır organize edilen fakat ödül bakımından dünyadaki en vasat maratonlardan biri olan Runtalya’yı aşmış, sollamış durumda.

 

Sözlerim abartı gibi gelmesin, organizasyonun içinde değilim, bundan maddi bir kazancım da bulunmuyor. Sadece daha iyi olanın layık olduğu şekilde değerlendirilip hak ettiği yeri bulmasından yanayım. Bundan 2 yıl önce yerini dahi bilmediğim bir ilçe, uluslararası bir organizasyona imza atıyor, üstelik bunu da çok iyi beceriyor. Hem de her yıl nasıl daha iyi yapabilirim, geliştiririm diyerek özen gösteriyor. Bütün beceriksiz büyük şehirlere örnek olmalı.

 

Şu anda minik adımlar koşusu, 3km halk koşusu, 10km ve 21.1km yarı maraton olarak 4 kategori sunan Çayırova Yarı Maratonu yarışı, kim bilir bundan sonraki senelerde kategorilerine bir tam maraton bile ekleyebilir. Çünkü Türkiye’nin mesafe yarışlarına, özellikle de tam maraton yarışlarına ihtiyacı var.

 

 

İlk defa geçtiğimiz yıl katıldığım yarış, Türkiye’nin en zor 2. yarı maratonu diyebilirim. Hem uzun ve dik yokuşları, hem Mayıs ayının son Pazar günü gibi sıcak bir tarihte yapılıyor olması, yarışı diğer düz yol yarı maratonlarından ayırıyor. Yine de organizatörler, teşviki artırmak amacıyla Dünya rekoru kırıldığı taktirde 50.000$ para ödülü verileceğini duyurdular. Bu da her yıl daha iyi atletlerin bu yarışa katılmasını sağlıyor.

 

Parkurun %85’i düzgün satıhlı asfalttan oluşuyor. Sadece ilk ve son km içinde parke taşlı bir bölüm yer alıyor. Parkur, diğer yurt içi yarışlarında göremediğimiz fakat olması gereken şekilde, her mesafe kategorisi için yol üzerinde rehber çizgi içeriyor. Böylece koşucular bu çizgiyi takip ederek yanlışlıkla parkur dışına çıkma, yol şaşırma durumunu yaşamıyorlar. Hatta ben yarışırken hemen arkamdan gelen 2 atlet, sola dönülecek yerde hakemin yönlendirmesini bekleyip bu yönlendirmeyi hakemden göremediği için sola dönmekte geciktiğinden kendileriyle olan aramız daha fazla açılmıştı. Çünkü ben yerdeki çizgileri takip etmekte olduğumdan sola dönüşü daha önceden görebildim. Yapılan her detay gerçekten işe yarıyor.

 

 

Su noktaları, bu sıcak ve zorlayıcı yarış için yeterliydi. Su şişelerinin küçük olması da ince düşünüldüğünü gösteriyordu. Suya ek olarak ıslak sünger de dağıtılıyor olması, sıcak altında ter içinde koşanları serinletti. İleriki km’lerde elma da veriliyordu. Sert elma yiyemeyen biri olsam da diğer koşucuların sağlıklı bir meyve ile hem parkurda, hem de finish sonrası eksilen enerjilerini topladıklarını görmek beni memnun etti. Finish sonrası için sağlanan su, o kadar fazlaydı ki, insanlar otel ve evlerine dönerken bile otobüslerine paketler içinde sularını alarak döndüler. Bu kesinlikle insana ve koşucuya verilen değeri gösteriyor.

 

Finish’te 21 ile 10 km’cileri ayrı kuyrukta tutarak çanta dağıtılması da akıllıca bir çözüm olmuştu. Zira 10km’cilerle aynı sürede gelen fakat onlardan çok daha yorgun ve narin bir hale gelen yarı maratoncuların 10km’cilerle aynı kuyrukta bulunmaları, uzun süre beklemeleri eziyet olurdu. Ne mutlu ki yarışı düzenleyenlerin önemli isimlerinden  yarış organizatörü Ali Yeşilyurt  Bey’in kendisi de koşucu olduğundan ve çevresindeki herkesin önerisine açık olduğundan bu gibi önemli detayları dahi es geçmemişti. Finish’te verilen çantalardan bitirme madalyası, Çayırova yarı maratonunun baskılı renkli spor forması, yarışın tanıtım dvd’si de bizlere verildi.

 

 

Parkur güvenliğine de diyecek yoktu, koştuğumuz esnada parkur içerisinde hiçbir sorun yaşamadık, herkes güven ve huzur içinde koşusunu tamamladı. Kendim de yarıştığım için alana getirilen dev ekrandan yarışı izleme imkanım olamadı fakat bunun gerçekleşmiş olmasını bilmek bile beni memnun etti. Zira ancak bu tip teknolojik araçlarla spora uzak halkın ilgisini çekip sporu onlara sevdirebilirsiniz. Yoksa onlara göre önlerinden geçmekte olan onlarca kişinin ne için, nereye kadar, nasıl ulaşabildiklerini göremez, gözlemleyemezler.

 

Yarış öncesi çip ve göğüs numarası dağıtımı da başarılı ve düzenliydi. Hatta bir önceki gün bu dağıtıma katılamayanlar için yarış sabahı da dağıtım, hatta kayıt devam etti. Makarna partisinde makarna, meyve suyuna ek olarak bolca dondurma dağıtıldı, herkes dondurmalarla serinledi. Ardından Eskihisar bölgesine gidilerek orada da Şanlıurfa’lı sporcuların hazırladığı çiğ köfte dağıtıldı. O da yetmedi, organizasyonun yaptırdığı dondurmalı kadayıf da yenildi. Katılan kulüplere katılım plaketleri verildi.

 

 

Şimdiye kadar katıldığım onlarca yarıştan hiçbirinde görmediğim bir başka güzel hizmet daha Çayırova yarı maratonunda vardı. Parkurun her yerinde sizi sürekli çeken, her bir koşucuyu kaçırmadan o özel anlarını ölümsüzleştiren 21 adet fotoğrafçı vardı. Çafder adlı grubun üyeleri olan bu gönüllüler, fotoğraflardan hiçbir ücret de almadan bizlerle aynı sıcak koşullar altında parkur üzerinde hizmet vermeye çalıştılar. Kendilerini de, bu düşünceyi hayata geçireni de kutluyorum.

 

 

Her şeyin samimiyet, iyi niyet, ilgi ve ihtimam içinde yürütülüyor olması da ayrıca memnun ediciydi. Öyle ki yarış direktörü Abdülkadir Yeşilyurt ile yaptığımız görüşmede, o gün kızının doğum günü olduğunu fakat hiçbir şeyin aksamaması için kızının doğum günü kutlamasını, yarıştan sonraki güne ertelediğini öğrendiğimde işte özveri budur dedim.

 

Nacizane geliştirilebilir tek konunun yarış öncesi ve sonrası için portatif tuvaletler ve finish sonrası için el yüz yıkanabilecek bir yer tahsis edilmesi olabilir. Çünkü katılım göz önüne alındığında çay bahçesinin bir bayan, bir bay tuvaleti yeterli olmuyor. Sıcakta ter içinde koşulan yarış sonrasında da tuzla kaplanmış bedenler, acaba kürsüye çıkacak mıyım düşüncesiyle 2-3 saat kadar güneş altında kavruluyordu. Şehir dışından gelen sporcular, kürsü törenini mi beklesem ve ödülümü ilk elden alsam, yoksa otelime dönüp duşumu mu alsam diye kararsız kalıyor. Küçük bir tribün 50 kadar kişiye hoş bir izleme ve dinlenme imkanı sunsa da yeterli olamıyor. Ancak bunlar geliştirilemeyecek konular değil.

 

 

Parkur olarak da şüphesiz en güzel parkur değil fakat organizasyonun güzelliği bu dezavantajı gözardı ettiriyor.

 

Şimdi tecrübeli katılımcıların kendi ağızlarından yorumlarını paylaşayım;

 

Ezgi A. : Tek olumsuzluğun start çizgisinde sürekli geriye doğru preslenmemiz
olmasıdır. İnsanlar dizilmeye başladığında sınır doğru düzgün çekilir ve öne insan kabul edilmezse daha mantıklı olur. Sonuçta efendi efendi
sıraya geçen insanlar olarak, daha arsızca direk önden sıraya kaynayan
arkadaşların cefasını çekmeye gerek yok. Ha bir de bu duruma nasıl çözüm
bulunur bilemiyorum da spikerin bitmek tükenmek bilmeyen her yarışta
karşımıza çıkan konuşması bezdiriyor ama Türkiye’de de başka insan yok bu
işe bakabilecek. Bu seneki tişört kalitesi kötüydü, anormal dikiş tarzı ama güzel renkler
ufak bir ayrıntı. Genel olarak yarış, organizasyon gayet iyi severek
katıldığım Türkiye’deki nadir organizasyonlardan Çayırova.

 

Duygun Y. : Organizasyon gayet iyiydi, su istasyonları muhteşemdi, sadece kalabalığı
biraz daha iyi yönlendirmek lazım, start öncesi kargaşa oldu.

 

Celil A. : İstanbul’a giderken uğrayarak organizasyonu görelim diye
düşündük, bir anda kendimizi koşar halde bulduk :) Son dakikada bile kayıt
yaptırabildik Ezgi ve Duygun a katılıyorum.Gayet güzel organize
edilmiş, acelemiz olduğu için madalya vs dağıtım süreci bize biraz zaman
kaybettirdi. Onun haricinde çok herşey güzeldi, çok memnun kaldık :)

 

Yarışa yine Etiyopya ve Kenyalı atletler damgasını vurdu, kürsüde her zamanki yerlerini aldılar. Türk elit atletlerden bazılarının yarışı terk etmesine de şahit olundu. Yarı maratona 617 erkek, 51 bayan, 10 km kategorisine ise 903 erkek, 167 bayan katıldı. Bu rakamlarda göze çarpan bayan katılımının erkeklere göre çok daha düşük olmasıydı. Gelecek yıllarda bu konu için özel teşvik edici, cazip hale getirici çalışmalar yapılabilir.

 

Tekrarlıyorum, her yönüyle Türkiye’nin en iyi organize edilmiş yarı maratonu Çayırova’dır. Sadece 5 yıllık geçmişi olan bir ilçenin bu kadar büyük bir organizasyonu hatasız tamamlaması takdire değerdir ve bütün büyük yarışların örnek alması gereken niteliktedir. Gerçekleşmesinde gönlünü, emeğini koyan herkese teşekkür ediyorum.

 

Hazırlayan : Fatih Buzgan

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın