34. Avrasya Maratonu Koşuldu

15/11/2012  //     //  Genel Duyuru ve Haberler ( Bisiklet, Triatlon, Atletizm, Yüzme )

 

 

Bir maratonu daha geride bıraktık. Türkiye’nin 2
maratonundan biri olan ve bu yıl 11 Kasım’da 34.sü koşulan Avrasya’yı
ben de dahil olmak üzere birçok arkadaşım koştu. Bu yılki, benim için de
farklı bir yarış oldu.

İşlerim dolayısıyla maraton expo fuarına
son saatinde ulaşabilmem, anadolu yakasında konaklamam ve her yere 3-4
çanta ile giderken kısa zamana çok şey sığdırmaya çalışırken kişisel
olarak veri elde etme konusunda biraz zayıf kaldım. Neyse ki Cyclingtr
olarak istihbarat ve destekçi açısından güçlüyüz ve şu anda bu yarışın
yazısını etraflıca yazabiliyorum. Mümkün oldukça herşeyine değinmeye
çalışacağım.

 

Yarış, tarihinde ilk defa bir sponsor
desteğiyle gerçekleştirildi. Bunun yarışa muazzam bir katkısı oldu mu,
bunu yarışırken hissedemedim fakat kimbilir, yarıştığım için geri planda
kalan ve odaklanamadığım bazı hususlarda gelişmelerde etkin rolü olmuş
olabilir. Belki de benim beklentilerim çok yüksekti.

 

Bu
yılki katılımcı sayısı, önceki yıllara göre daha da artış gösterdi.
Üstelik hem 15k, hem de maraton kategorilerinin her ikisinde de yarışan
sayısı artmıştı. Ancak bu artışı sağlayan maalesef çoğunlukla yabancı
sporculardı. Gelin, sayısal olarak inceleyelim;

 

Maraton erkekler 1974 kişi (TUR 632 kişi – %32)
Maraton kadınlar 376 kişi (TUR 44 kişi – %11)
Maraton toplam 2350 kişi (TUR 676 kişi – %29)

15K erkekler 3086 kişi (TUR 2363 kişi – %77)
15K kadınlar 1112 kişi (TUR 571 kişi – %51)
15K toplam 4198 kişi (TUR 2934 kişi – %70)

Maraton ve 15K toplam 6548 kişi (TUR 3610 kişi – %55)

Kaynak : Mert Derman

 

Gördüğünüz üzere 15 km’de Türk katılımcı %70’lik bir oran gösterse de konu maraton olunca sadece toplam katılımın % 29’u gibi düşük bir yüzde ile bu eşsiz sporda yer alıyoruz. Üstelik kendi ülkemizde. Bayan Türk katılımcılara baktığımızda durum daha da vahim. Her yıl az da olsa toplam sayıda artış olsa da, ivme cidden kayda değer değil.

 

Yarışa bu yıl 83 ülkeden katılım gerçekleşirken Almanya’dan 520, İtalya’dan 356, Fransa’dan 340, Amerika’dan 251, İngiltere’den 184, Hollanda’dan 182, İsveç’ten 81, Polonya’dan 69 ve Japonya’dan 68 yarışmacı katıldı.

 

Yarışı 12. olarak (2:35:45) bitiren Japon atlet Tomokazu Ishida’yı finish düzlüğünde görüyoruz

 

Maratonun Türk 1.si Ali Haydar Tekgöz yarışı 2:26:01’lik derece ile bitirdi.

 

Şimdi biraz da diğer koşucuların yorumlarına bakalım;

 

T.Ertangil : 8 k koşusunu 36:40 ile tamamladım. Yokuş zorladı beni açıkçası. Bir de 15 k ile aynı anda başlatmaları saçmaydı, o kadar takıldık ki millete ilk 3-4 dakika anlatamam yani. 15 k koşucuları 1 dakika erken başlasaydı sıkıntı kalmazdı. Avrupa
Yakası’ndan servisler vardı ama anadolu yakasından hiçbir araba yoktu.
Ben şahsen Gebze-Harem minibüsüne bindim, Uzunçayır metrobüs durağında
indim ki metrobüsler dedim herhalde bizi boğaziçi köprüsüne götürür;
zira web sayfa
larında
“o gün metrobüsler bedava olacak” gibi bir ifade vardı. Oysa metrobüsün
çalışmadığını öğrendik ve oradan taksi tutmak zorunda kaldım. Tamam
metrobüs boğazdan karşıya geçtiği ve o gün boğaz kapalı olduğu için
çalışmadı. Ama en azından insanları köprüye kadar taşıyabilirdi.
İstanbul dışından gelen bir katılımcı olarak bu sıkıntımı da ifade etmek
istedim.
Ha bu arada çok zevkli bir organizasyondu.

 

Ç.Özcan : Her şey çok güzeldi ama bu chipte yaşanan hem de benim gibi gönülden bağlı birine diskalifiye yazılması beni çok üzdü Fatih yaralandım resmen :((

Düzeltmişler bir sıkıntı yok ama sürekli mesaj geliyor, kimisi 10km geçiş
yapmamışsın, kimisi 30 kmden sonra geçişin gözükmüyor filan filan, ben
kendimden eminim sonuna kadar çok rahat koştum ilk yayınladığında da
km’lerimde bir problem yok ama hassas olduğum için bu konuda moralim
bozuldu ertesi gün diskalifiye vs vs .dediler çok canım sıkıldı şu an
sorun yok ama ne gereği vardı böyle olmasına.

 

İ. Özden : Eminönünde iki tane genç (kusura bakmayın lavuk tabiri kullanacağım) ”yaylalar”ı söylüyorlardı. Sporcu desteğini bilmesini beklemiyoruz, bari köstek olmasınlar!

 

Engelli sporcularımız da her Avrasya’da olduğu gibi bu yarışta da katılım göstererek yeni başarılara imza attılar

 

F. Falay : Bitiş
noktası (finish) çok kalabalıktı kimin ne yaptığı belli değildi. Nefes
almada bile zorlanıyor insan. Orada, Madalya, yiyecek-içecek-giyecek
görevlieri dışında kimsenin olmaması daha uygun olur. Suyu bile
aramayla bulabildim. Ayrıca, çanta araçları, tuvalet, giyinme odaları
konusunda bilgilendirme yapan görevliler olmalı.

 

M. Yüksel : Mesela Ogs sistemi yapsınlar finislere numarayı görünce çeksin resmi sporcu istiyor finisde resmi olsun hatıra saklamak için …

 

 


Büyük Türk bayrağını taşıyarak 15 km koşan atletlerimize teşekkürler

 

H. İyicil : Daha senlikli olabilirdi, biraz ruhsuzdu.Kosanlar kendi kendilerine costular, muzikler ve konsept ozensizdi.

 

Y. Ozan : Su
dağıtımı istasyonlarının toplu vaziyette olması ,dağııtımcıların
pratik olmaması,acemi olması yığılmalara,itişmelere,ritm bozulmasına ve
suya ulaşmayı engellemesi,tşort ve madalya poşetinin dağıtım yöntemi
rasyonel ve pratik değildi.Nike organizasyonundan öğrenilecekleri
olmalı.Bunca tecrübeye rağmen organizasyon daha nitelikli olabilecekken
değildi.

 

S.Şahutoğlu : Köprülerden fıydıranlar ilginçti :) Yeteri kadar seyyar tuvaletin parkur boyunca olması gerekiyor demek ki.

 

Maratonu ilk bitiren 50 kişi içinde olduğum için arkadan gelen yüzlerce maratoncu ve 15 km koşucusu için beslenme istasyonlarının yeterli malzemeye sahip olup olmadığını ve yeterli aralıkla konumlandırılmış olup olmadığını gözlemleyemedim. Ben koşarken yakınımda koşan sadece bir iki kişi olduğundan bütün beslenme noktalarından rahatlıkla alım yapabildim. Bunlarla ilgili söyleyebileceğim sadece elma yerine muz verilse daha hoş olurdu.

 


15 km Bayanlar 1.si Etiyopya’lı Seboka Seyfu, son 500 metre içerisinde (Bitirme süresi 48:38)

 

Maratonun bayanlar 1.si Etiyopya’lı Koren Jelela Yal finish düzlüğünde (Bitirme süresi 2:28:06)

 

Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi parkur üzerinde sadece meraktan gelip izleyen seyircilerin garip bakışlarına ek olarak olumsuz yorumlarına bu yıl da maruz kaldık. Giyimimizden, koşu stillerimize kadar herşeyimiz bu eğitilmemiş insanlar tarafından yargılanıyor ve koşunun verdiği strese ek olarak bir de seyirci stresi ediniyorduk. Sanıyorum bu konuda İstanbul halkı değişemeyecek. Hatta koşmakta olduğumuz bölümlere henüz ulaşmamış, karşı tarafta koşan birçok yabancıdan, kendi seyircimize göre daha olumlu motivasyon dolu yorumlar duydum. Ancak bitiş rampası ve düzlüğünde bizleri, arkadaşlarını, akrabalarını, ailelerini, sevdiklerini bekleyen onlarca kişinin bizleri motive edici sözlerle coşkulandırması çok değerliydi. En zor saniyelerimizde, ayakta zor durabilirken bu övgü dolu destekleyici yorumları duymak çok mutlu ediciydi. Keşke bu, parkurun birçok yerindeki insanlarca da yapılabilse.

 

Geçen yıl bitişteki otobüslerden çanta almak işkenceye dönüşmüşken, bu yıl sanıyorum daha organize olunmuştu. Sadece maratoncuların otobüsleri bitişten daha uzaktaydı. Maraton bitiren insanlar için artık fazladan bir adım atmak bile mümkün olamayabiliyor.

 

 

Yarışta her yaştan koşucuyu görmek bizleri mutlu etti.

 

 

 

Yolların ayrıldığı, artık başka bir boyuta geçildiği nokta

 

Maraton expo fuarı yine geçtiğimiz yılda olduğu gibi İstanbul Kongre Merkezi’nde yapıldı. Hoş bir bina, yeterli genişlikte ve evsafta. Hatta birçok firma ile de içeriği desteklenmiş ancak fuara ulaşım, İstanbul’un berbat trafiğinde pek kolay olmadı. Hani yarış öncesi yazımızda demiştik ya, “Maraton, yapıldığı şehre uydurulmaz. Şehir, maratona uymalıdır. Ancak bu şekilde organizasyon ön plana çıkarılıp başarısından söz ettirebilir ve yapıldığı şehire / ülkesine çok şey kazandırabilir. 1979’da yani Avrasya ile aynı yılda ilki düzenlenen ve bu yıl 34.sü gerçekleşen New York Cty Maratonu, New York şehrine tam 340 Milyon Dolar gelir getiriyor. Yanlış okumadınız TAM 340.000.000 $ GELİR. Bu gelir, milletvekillerimizi kaç gün idare eder bilmiyorum ama bir şehri tamamiyle kalkındırabilecek miktarda bir meblağdan bahsediyorum.

 


Çalışkan öğrencim Cumhure Alkan da ilk maratonunu koştu, bitirdi, tekrar tebrikler

 

Parkur, diğer maratonumuz olan Runtalya’ya göre daha zor bir parkur olduğundan genellikle aynı kişinin burada koştuğu derece daha kötü çıkabiliyor. Tabi iki yarış arasındaki 8 aylık boşluk süresinde çok iyi bir hazırlanma ile önceki Runtalya sürenizden daha iyi bir zamanla da bitirebilmeniz olası ancak aynı kondüsyon ile o tarihte Runtalya’da koşsanız, dereceniz daha iyi çıkacaktır. Bu elbette bir eleştiri değil, olamaz da. Her maraton, diğerinden mutlaka en az bir özelliğiyle farklı olmalıdır. Fakat Avrasya’nın Kasım değil de, Eylül sonu gibi olması çok daha hoş olurdu bence.

 

Köpekleriyle 8 km koşan koşucu

 

Yarışın sunumunu yine tecrübeli bir konuşmacı ve maratoncu olan Osman Atakan Tekin yaptı ve onlarca farklı ülkeden gelen ve farklı dilleri konuşan binlerce koşucu için birçok dilde motive edici sözlerle yarış öncesi katılımcıları mutlu etti. Aynı zamanda bitiş noktasında da 5.5 saat boyunca mümkün oldukça herkesin adını anmaya çalışarak bitirenleri gururlandırdı.

 

Bu yarışa damgasını vuran olay ve büyük bir gelişme, hem bizzat hem de diğer koşucu arkadaşlarımdan da edindiğim izlenimlere göre yarışta birçok yardım kuruluşunun, sivil toplum örgütünün, engelli derneğinin gönüllülerinin koşarken, bu gibi toplumsal olarak zayıflığımız olan konulara dikkat çekerek hem farkındalık yaratmaya çalışmaları, hem de ihtiyacı olanlar için yardım toplamaya çalışmalarıydı. Maalesef engelli vatandaşlarımızı “öteki” ya da “ayrı” bir grup olarak düşünen çoğunluğa yine dinç dimağlı bu atlet dostlarımız dikkati çekerek destek oldular. Başta bu konuda en büyük ve köklü çalışmaları yapmakta olan ve Avrasya’ya 450 kişilik dev bir kadroyla katılan Adım Adım ekibi olmak üzere bütün destek grup ve kuruluşlarına teşekkür ediyorum.

 

 

 

20 kişiden oluşan 30 metre uzunluğundaki Tırtılİst grubu 15 km’yi beraber koşarak yardım topladı

 

“Bu yıl Adım Adım gönüllülerinden oluşan “Tırtılist”, 20 çift ayağı ve 30 m. boyuyla, kendileri gibi koşamayan omurilik felçlilerinin yaşadıkları zorlukları farkındalık yaratarak mümkün olan en geniş kitleye duyurmak ve onlara bağımsız hareket edebilme şansı tanımak için TOFD adına bağış toplanmasında aracı olmak üzere 15 km boyunca koştu. Tırtıl deyip geçmeyin!”

 

Ülkem için projesi için 15 km’yi tekerlekli sandalye ile koşan Ultramaratoncu ve Half-Ironman dostum Noyan Kıran’ı görüyoruz

 

 

 

Yukarıdaki yorumlardan sonuncusuna paralel olarak start noktasında daha fazla tuvalet noktası olabilirdi ve parkur üzerinde de mesela 20-30-40.km’lerde beşer adet seyyar tuvalet konarak sporcuların olası zor anları yaşamaları önlenebilirdi. Bazen bu tür yapıcı yorumlar yaptığımızda, ama böyle bir uygulama dünyanın hiçbir yerinde görülmemiştir benzeri cevaplar alabiliyoruz fakat mesele de bu zaten. Biz dünyaya değil, Atatürk’ün kurduğu zamandaki gibi dünyanın bize uyması, örnek almasını sağlayabiliriz. Bizim yarışlarımızda bazı ilkleri gerçekleştirerek hem yarışımızı seviye olarak yükseltmiş, hem de gelecek yıl daha fazla katılımcı gelmesini sağlamış olabiliriz.

 

Bu arada yarış esnasında 34 yaşındaki bir koşucunun kalp krizi sonucu hayatını kaybetmesi hepimizi üzdü. Ölen sporcu sanılanın aksine maraton değil, 15 km mesafesini koşmaktaydı ve olay, son 14. km olan Gülhane parkında yaşandı. Ambulansın ve sağlık görevlilerinin yardımıyla 45 dakika boyunca kendisine kalp masajı yapılmasına rağmen, koşucu kurtarılamadı. Umarım, her konuda peşin hükümlü ve hemen genelleme yapan halkımız, koşunun buna sebep olduğu yanılgısına kapılmazlar. Milyonlarca kişi koşar, bir kişinin başına gelir bu tür olaylar ve ardında yatan yüzlerce ihtimal ve faktör olabilir. Koşucunun ailesine baş sağlığı diliyoruz.

 

Maraton expo fuarında yarışçılar için verilenler, çip, göğüs numarası, çanta ve forma idi. Bu yılki forma, geçen yılki kaliteli Nike formasının bir nebze gerisinde kalmış. Özellikle arkadaki büyük baskının özelliğinden dolayı en kolay terleyen bölgelerden biri olan sırtı havasız bırakıp daha kolay terlemeye sebep olacak nitelikteydi. Yine de renk seçimi ve pamuklu tişört yerine sentetik bir forma seçilmesi hoştu.

 

Yarış boyunca 1000lerce fotoğraf çeken, her düzenlenen yarışa katılarak koşuculara unutulmaz anlarını fotoğraflayıp en hoş hediye veren, bunları yaparken ücret bile talep etmeyen Cyclingtr destekçisi sevgili Abdülkadir Yeşilyurt‘a buradan bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum.

 

İyisiyle kötüsüyle yine bir maraton geride kaldı. Bazıları hayal kırıklıkları, bazıları sakatlıklar, bazıları gerginlikler, bazıları ise yeni dostluklar, yeni macera ve heyecanlar, unutulmaz tecrübeler, sağlamlaşan ilişkiler, değerli destekler, ulvi yardımlar ve daha birçoğunu bu 5.5 saatlik yarış süresi içinde yaşadı. Bir gününü farklı geçirdi ve hem kendine, hem çevresine, hem de dünyaya yatırımda bulundu. Koşan, gerçekleşmesinde parmağı olan herkesi kutluyor ve teşekkür ediyorum.

 

 

Hazırlayan : Fatih Buzgan

 

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın