1. İzmir 9 Eylül Yarı Maratonu Koşuldu

10/09/2013  //     //  Genel Duyuru ve Haberler ( Bisiklet, Triatlon, Atletizm, Yüzme )

 

 

İzmir’de tam 11 yıl gibi çok uzun bir boşluğun ardından, geçtiğimiz yıllarda önerilerimizin de vesilesiyle nihayet bir yarı maraton yarışı düzenlendi. Bildiğiniz gibi küçük yerler için olduğu kadar, büyükşehirler için de bu şehirlerin markalaşmasında, kendilerini ülkeye ve dünyaya duyurup tanıtmalarında bu tür organizasyonların önemi büyüktür.

Tanıtımı zamanında, doğru firmalarla ve yeterince özenerek yapıldığı taktirde, dünyanın öbür ucunda yaşayan ve ülkenizin adını bilmeyi bırakın, dünyada böyle bir yer olup olmadığı hakkında bir fikri bile olmayan bir sporcuyu, sırf yarışmak için (ki bu yarışın süresi 1 saat ile 3 saat arası kadardır) ayağınıza kadar getirtebilirsiniz. Sırf getirtmekle kalmaz, aynı zamanda otellerinizde konaklatır, restoranlarınızda yedirir, yarışınıa kayıt ücreti ödetir, expo fuarınız varsa spor giyimi satın aldırır, gezdirir ve sizin tarafa binlerce TL değerinde döviz bıraktırırken (böylece mikro ve makro anlamda ekonomiyi kalkındırırken), bu sporcunun ülkesine döndüğünde sizin ülkeniz hakkında ne kadar olumlu görüşleri olduysa hepsini çevresine anlatıp burayı ziyaret etmelerini önerdiğini görebilirsiniz.

Bu, sadece bir sporcu için verilmiş bir örnekti. Bunu, yine tanıtıma verdiğiniz değere bağlı olarak binlerle, hatta yüzbinlerle çarpın. Hayalleriniz, ufkunuz ne kadar genişse!

 

Tün bu kulağa hoş gelen bilgiler, elbette tek taraflı değil, olmamalı da! Mesela, şehrinizde, ilçenizde, kasabanızda bir yarış düzenliyorsanız, bunu sırf yapmış olmak için yapmamalısınız. Aksi taktirde insanlar da o düzeyde keyif alır ve önemser, katılım gösterir. Mesela, bir yarış organizasyonu, özellikle de bu bir yarış maraton veya tam maraton ise,  o yöreye yarışın da organizasyonuyla beraber birşeyler katmalıdır.

 

Mesela bir gerçek tartan koşu parkuru, yenilenmiş asfalt yollar, sabitlenmiş ve koşucuları yıl boyu açık olan koşu hatları, bu vesileyle açılabilecek olan koşu sporuna özel giyim satan mağazalar, ölçüm laboratuarları, tesisler ve daha niceleri. Hepsi de her yıl geliştirilerek bu yarışlara eklenebilir ve yöre halkına kazandırılabilir. Böylece bu yöre, sadece birkaç saatlik yarışıyla değil, temele ulaşılmış ve yeni sporcular yetiştiren, bunları destekleyen “samimi” nitelikte sportif bir merkez haline gelebilir.

 

Neden mi bu kadar detay ve geniş perspektif bilgi verdim? Çünkü buna gerçekten ihtiyacımız var. Sadece hoş bir madalya yaparak, 500ml pet şişe yerine küçük bardakta su dağıtarak, para ödülü dağıtarak daha iyi yarış olmuyor. En azından çok iyi yarış diyebilmek için yeterli olmuyor.

Sözlerim yanıltmasın ve kimse gardını almasın. Zira, kötümser ve depresif bir basın yazarı değilim. Aksine hayli pozitif ve spora dair herkesi, her yapılan işi seven bir sporcu ve antrenörüm. Ben de bir sporcu olarak ve tüm spor camiası adına sözlere tercüman olan biri olarak istenilenin sadece, geçtiğimiz hafta raporunu yazdığım 2.Sakız Adası Yarı Maratonu gibi “gerçekten özenilmiş ve sporculara değer verilen” organizasyonlar olduğunu vurgulamak.

Şimndi yarışa geçelim;

Bornova’ya bağlı Belkahve noktasından Konak saat kulesine varılan rota, uzun ve dik bir inişle başlayıp anayol üzerindeki birkaç köprü tırmanışıyla devam ediyordu. Tabi bu dik ve uzun inişli başlangıç, birçok tecrübesiz koşucuyu olduğu kadar fazla hırslı elit, hatta milli atletin bile fazla hızlı çıkış yaparak ileriki kilometrelerde bacak ve tendonlarında hassasiyet oluşmasına ve güçlerinin erken tükenmesine sebep oldu.

Tarsus gibi düz yol yarı maratonlarında geçemediğim birçok elit ve milli bayan sporcuyu, bu parkurda (biraz da bu süreçte kendi taktiklerimi ve tecrübelerimi kullanarak) geçebildiğimi gördüm. Parkurlar, inişli, yokuşlu, düz olabilir. Buna kimsenin eleştirisi olmamalıdır. Her yarış aynı özellikte olsaydı, yarışların farkı ve keyfi olmazdı. Hatta yokuşları seven bir koşucu olarak bol yokuşlu parkurları sevdiğimi söyleyebilirim. Fakat böyle dik ve uzun bir inişli startı olan, yarı maraton mesafesindeki bir yarışın son km’sinde, bomboş yolda, koşuculara özel tartan ve boş bir pist varken, hadi onu görevliler bir sebepten sevmediler diyelim, bomboş bir yenilenmiş asfalt bisiklet yolu varken, neden zorla toprakta koşturulur? Bu da yetmezmiş gibi, daha da kötüsü, en sevmediğimiz ve en zararlı zemin olarak bilinen betona bile razı edecek parke taşlı binlerce oyuğu olan bir araç yolunda neden zorla koşturulur? İnsanların, 20km boyunca yarış temposunda koştuktan sonra tendonları, kasları en hassas anlarındayken, gücü olanların hızını artırıp daha iyi bir finish süresi yapmaya çalışacakları bu son km’de neden sporcular, bir koşucu için en zararlı olabilecek parke taşlı bir yolda zorla koşturulur?

 

Tabi, bilim gerçekleri söylüyor ve sonuçlarını bizzat finishte görerek şahit oldum; Son km’de geçtiğim, yarışın genel klasmanda bayanlar 1.si elit ve milli atletimiz Sanem Eser, arkamdan finish yaptığında yere çöktü ve o andan itibaren bir daha da yardımla ayağa kalkamadı. Çimlere götürüldü, herkes kendince birşey öneriyordu. Acı ve gözyaşları içinde kıvranırken “Ayaklarım tutmuyor!” diyordu. Böyle bir anda finish alanında 1 tane bile ambulans yoktu! Tempocusundan öğrendiğim kadarıyla antrenmansız olduğunu anlasam da, bunun üzerine bir de son km’de bu parke taşlı yol üzerinde 16km hızla koşmaya çalışırken bu kötü sonu daha da garantilemiş olduğunu söyleyebiliriz.

 

Bitirmesinden 1.5 saat sonra gerçekleşen ödül törenine destek giyimiyle ve sendeleyerek çıkıp ödülünü alsa da, uzun süre geçmeyecek bir sakatlığa da İzmir yarı maratonunda merhaba demişti.

 

Parkur dışında su noktalarındaki suların arkadan gelen koşuculara kesinlikle yetersiz kaldığını öğrendim ve İzmir gibi ülkenin en sıcak şehrinde yapılan, üstelik yarı maraton mesafesindeki bir yarışta su bitmesini anlamak mümkün değildi. Organizatörle görüşmemde, “bu kadar koşucu beklemiyorduk” gibi garip bir cevap aldım fakat yarışın kayıtları o sabah değil, bir gün öncesinde kapanmıştı ve su gibi kolay bulunan ve maliyeti komik rakamlarda olan bir metadan bahsediyoruz. Saat 11:00 sıcağında 180-190 nabızla 15km’dir koşmakta olduğunuzu düşünün ve size vücuttan eksilen %2 sıvının, %70 performans kaybına sebep olduğu bilimsel gerçeğini söylediğimde neden su üzerine konuşmaya gerçekten bu kadar değer olduğunu anlayabilirsiniz.

 

 

Diğer yandan elbette olumlu taraflar da vardı. Sporcuların çantalarını teslim ettikleri otobüslerdeki güvenlik üst seviyedeydi. Yarışı ilk bitirenler arasında olduğum için pek kimse olmadığından mı bilmiyorum fakat çantamı otobüsten almamdaki sürecin tamamında görevli birisi refakat edip gözlemcilik yaptı. Numaraları eşleştirdi ve görevini layıkıyla yerine getirdi. Eğer tüm çanta teslim ekibi bu şekilde çalıştıysa, hırsızlık olayı yaşanmamıştır.

Yarış öncesi akşamı verilen makarna partisi, İzmir yarışlarında görmeye alışık olmadığımız (tabi diğer tüm yarı ve tam maratonlarda daima sunulan) bir eklentiydi. Sporcular, göğüs numaralarını alıp, makarna partisinde sohbet etme fırsatı buldular. Numara dağıtımı biraz yavaş çalışıyordu (6 görevli hazır bulunuyor olsa da) ancak numara ve çip dağıtımında hata olmadı. Bunları bir artı olarak değil, olmazsa olmaz olarak değerlendirmek gerekiyor. Şimdi yarışçı yorumlarına, ardından artı ve eksilere geçelim;

 

Cumhure Alkan : Bir İzmirli olarak 9 Eylül;Yarı Maratonunu grip olmama kısa bir süre önce Sakız Adası’nda koşmama rağmen,içeriğini çok anlamlı bulduğum bu yarışa kaydımı yaptırdım ve koştum .Tekrar koşar mıyım bilmiyorum. Şaşkınlık içindeyim nasıl koştuğumu düşündükçe. Basmane toplanma yerine gelmek için semtlere servis konabilirdi. Saat 07.00’de Basmane’de olmak için çok erken saatlerde yollara düşüldü. Büyük bir coşkuyla başladığımız yarışta ilk suyumuzu 2,5km de aldık. Su istasyonları yarış programında belirtilmişti. Ama maalesef 15. Km ye kadar su yoktu. Görevliler “biraz ilerde” diye oyaladılar. Islak sünger hiç yoktu. Herkes şaşkın bir şekilde bedenen tahrip olarak koştuk. Temposu etkilenenler oldu, hatta bırakanlar. Ben sahilde oturanlardan su istedim artık. Bir belediye bir su işini halledemiyorsa bence bu işlere soyunmamalı. Sonra tanıtım yeterince yapılmadığı için halk coşkusu hiç yoktu. Böyle anlamlı bir günde ve koşuda. Yarış sonrası verilen çantada t-shirt olmadığını gördüm eve geldiğimde. Yetersiz bir beslenme çantası. Sonuçlarda yaşanan yanlışlıklarla üzülen arkadaşlarımız. Sonuç listesine ulaşılmayan bir site. Kisa bir süre önce koştuğum Sakız yarı maratonunda su istasyonlari, verlen çanta, halkin coşkusu. Çok üzüldüm dün yaşadıklarıma. Sporcuya verilen değer böyle olmamalı… Durumu ilettiğimiz yetkililerin üzuntülerini dile getirmeleri sevindirici.
Umarım seneye bu yanlışlar tekrarlanmaz.

 

 

Elizabeth P. : There was a lack of water and sponges. I was so dehydrated by the last 3 K I wanted to ask pedestrians or restaurant workers for water,but with limited Turkish could not. After I finished my boyfriend,with great effort to locate, found 3 bottles of water for me that I drank down one after the other in desperation for fluids. Dothe organizers not understand the human body when running in hot temperatures?? Why bus us to a race start and then have athletes wait for an hour untıl the sun is higher in the sky with more heat? Bus the athletes and let the race begin! The terrain was unsafe on cobblestone, instead of the sidewalk that people were just wallking on casually, with plenty of room for both racers and local pedestrians, why did runners have to put themselves at risk by running on cobblestone and an uneven dirt path? There were mistakes with placings and times,even though eclectronic
chips were in use. How can this be? Did they resort to using the race
numbers on the runners and not even utilıze the electronic system?

Positives: Money awards!! However why they cant just hand us in envelope those awards in the States. Actually having a race in Izmir!! Friends and
local officials honoring athletics.

 

Türkçe Tercümesi : Su ve süngerler yetersizdi. Son 3km’de o kadar susuz kalmıştım ki yoldan geçenler ve restoran çalışanlarından sınırlı Türkçem ile su istedim fakat beceremedim. Bitirdikten sonra erkek arkadaşım binbir çaba ile benim için 3 şişe su bulabildi ve sıvı alımı konusunda dengesizce bu 3 şişe suyu ardarda içmek durumunda kaldım. Organizatörler, sıcak hava koşullarında koşulduğunda insan vücudunun ne kadar sıvıya ihtiyacı olduğunu bilmiyorlar mı?  Neden sporcuları yarış startına götürüp güneşin tepeye çıkıp havanın daha fazla ısındığı zamana kadar 1 saat beklettiler? Sporcuları otobüslerle starta ulaştırın ve yarış başlasın! Parkur, parke taşları yüzünden güvenli değildi. Kaldırımda insanlar yürürken ve koşuculara da bu kaldırımlarda yer varken, neden koşucular parke taşlı ve düzgün olmayan toprak zeminde koşarak risk almaya mecbur edildi? Elektronik çip kullanılmasına rağmen sıralama ve zamanlarla ilgili hatalar vardı. Bu nasıl olur? Göğüs numaralarına konulan çipler kullanılmadı mı?

Artılar : Para ödülleri. Gerçi Amerika’da bu ödülleri bize zarf içerisinde yarıştan hemen sonra veriyorlar. İzmir’de yarışmak ! Arkadaşlarla biraraya gelmek ve yerel yetkililerle atletizmi onurlandırmak.

 

Kayıt yaptıranların sayısı 400’ü geçmişken, bazı haber sitelerinde 312 ile 330 arası katılım ifade edilirken, sonuç listesinde 231 kişinin katılıp bitirdiği bilgisine ulaşıldı.

Para ödülleri dolayısıyla zaten elit bir yarış özelliği kazanan organizasyonda, erkeklerde ilk 3’ü Kenya ve Etiyopya’lılar ele geçirdi. Bayanlarda milli atletimiz Senem Çağlan 1.lik elde etti.

 

 

Artılar

Yıllar sonra Türkiye’nin 3.büyükşehrine bir yarı maraton yarışı eklenmesi fikri  (şimdiye kadar olmaması hata idi ve bu bir tam maratona bile çevrilebilir zira ülkemizin en büyük eksiği tam maraton yarışıdır)

Makarna partisi (dediğim gibi bu bir artı değil, gelenektir fakat yapıcı tavrımı göstermek amacıyla ekliyorum)

Yarış sonrası bir çanta verilmesi

Teslim edilen çantaların bulunduğu otobüslerin güvenli oluşu

Sporculara verilen tribün koltukları ve ikram

 

 

 

Eksiler

Koşucu düşmanı, sakatlayan parke taşlı zeminli parkur


IAAF kurallarına göre olduğu söylenen ve 4 defa ölçüldüğü iddia edilen 19.8km’lik eksik parkur


Yarış esnasında yetersiz kalan su


Yarış finish’inde yetersiz su

Aynı rota üzerinde tartan pist varken, bu pistin yayalara bırakılıp koşucuların zorla toprakta koşturulması

Yarış anında bile gerçek zamanlı olarak sonuçları görebilirsiniz iddiasında bulunan fakat yarıştan 24 saat sonra bile sonuçları açıklayamayan bir zaman ölçüm firması

Yine yanlış ve eksik ölçümlerle yarış bitiş sıralamalarında bir sürü hata yapan ölçüm firması ve yarı maraton koştuktan 2 saat sonra hala öğlen güneşi altında yorgun halde kupa ve sıralamasını edinmeye terk edilen başarılı fakat hüsrana uğramış sporcular

Vip’nin yetersiz ilgisi sonucu boş kalan Vip tribünü

İzmir için geç bir yarış saati startı

Sadece 7-8 hakem daha geç geleceği için otobüslerde 400 sporcunun yarış öncesi fuar önünde bekletilmesi (bu sporcuların yarış öncesi heyecanları dolayısıyla çeşitli ihtiyaçları olabiliyor)

Para ödüllerinin yarış sonundaki ödül töreninde elden değil meçhul bir zamanda (tahminen 1.5-2 ay sonra) hesap numaralarına yatırılacak olması (emeğin karşılığı, emeği sarfedenin teri kuruyana kadar verilmelidir diye bir söz vardır)

 

Önceden de belirttiğim gibi, hepsi daha da iyi yarışların hayata geçirilebilmesi için, sporculara hakettikleri değeri verip daha fazla sporcuyu tüm sporların atası ve temeli olan atletizme çekebilmek için, bu değerli branşı her organizasyonda cazip gösterebilmek için tüm bu övgü ve eleştirileri paylaşıyorum. İdealist olan, bu sporu gönülden seven ve gelişime değer veren yetkililerin bu yapıcı eleştirilere itibar edip gereklerini yerine getireceğini canı gönülden diliyoruz.


 

Hazırlayan : Fatih Buzgan (Kişisel Antrenör & Profesyonel Sporcu)

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın