Mustafa Sayar’dan Cevaplanması Gereken Sorular

22/07/2013  //     //  Antrenman, Sağlık, Beslenme, Doping

 

Geçtiğimiz hafta, UCI’ın açıklaması ile gözler, Mustafa Sayar ve Türk Bisiklet sporu üzerine çevrilmişti. UCI’ın
açıklamalarındaki yanlışlık ve A numunesi pozitif olup B numunesini açtırma hakkı bilgilendirmesindeki hata,
Mustafa Sayar’ın konuşması ile ortaya çıkmış oldu. A numunesinde EPO bulunduğu ve doping şüphesi taşıması
sebebiyle yarışlara girme hakkının dondurulduğu Sayar dosyasında, aslında A örneğindeki 170 cc’lik
idrarın yeterli olmaması sebebiyle B örneğinden prosedüre uygun olarak alınan örnek ile
doping şüphesinin oluştuğu gündemin konusuydu. 11 Mart 2013 tarihinde Cezayir Turu’nda örnek veren 24 yaşındaki sporcumuz Mustafa Sayar ile Fransa’daki WADA
(Anti Doping Ajansı) laboratuvarı Châtenay-Malabry’den EPO pozitif sonucu veren örnek ve genel süreç
ile ilgili konuştuk. Konuştukça, gelişmeler hakkında ilginç detaylardan, takipçilerin bilmedikleri ve
perde arkasında dönen gizli tekliflere dek inanılmaz detaylar belirmeye başladı.

 

Mustafa Sayar, B numunesinin açılmasını istediğini belirtti. Ancak eskiden olduğu gibi B numunesinin başka
laboratuvarda incelenmesini isteme talebi yeni kurallar sebebiyle mümkün görünmüyor.
Dolayısıyla, ikinci numune de yine aynı laboratuvarda incelenecek. Mustafa Sayar’ın görüşlerini merak eden
bisiklet severler ve sporcunun dava aşamasındaki gelişmelerini sizlerle önümüzdeki süreçte de
paylaşmaya devam edeceğiz.

 

 

 

Mustafa
Sayar sorularımızı cevapladı;

 

Mustafa, çok üzgün olduğunu biliyoruz, o yüzden sana nasıl olduğunu sormayacağız. Cezayir Turu’nda,
senden 11 Mart’ta alınan idrar örneğinde, doping içeren EPO maddesine rastlandığı geçtiğimiz
günlerde UCI tarafından resmi olarak bildirildi. Bununla senin ve takımının yarışmadığı İran Turu (Mayıs ayında)
sırasında, Cezayir Turu ve senin hakkında doping yaptığının kesinleştiği iddiaları kulislerde UCI raporundan 2 ay önce
yayıldı. WADA’nın veya UCI’ın resmi sitesinde böyle bir bildirim olmadan, bunun bir bisiklet turu sırasında yayılmasını
nasıl değerlendiriyorsun?

 

Mustafa Sayar:
Kulislerde Cezayir Turu ile ilgili konuşulan bir çok şey vardı. Bu, Nisan ayında hatta Türkiye
Turu’ndan önce başlamıştı. Fakat, herhangi bir sporcu ismi ya da madde telaffuz edilmiyordu. Kesin bir şey olmadığı
belliydi. Benim ismimin Mayıs ayında bu iddialara karışmasının tek nedeni, Türkiye Turu’nu kazanmam oldu. Basında ve
sporculardaki şüpheler bunu tetikledi diye düşünüyorum.

 

 

Sonuç geldiğinde ne hissettin? Yazışmalarının ve
savunmanın devam ettiğini biliyoruz. Detayları nelerdir?
Savunma aşamasında ne yapmayı planlıyorsun?

 

Mustafa Sayar: Bu sonuç
gelmeden önce UCI ile birçok yazışma yaptım. Benim Cezayir Turu’nda 11 Mart’ta alınan numunemin laboratuvarın
gerekli testleri yapmasında yeterli olmadığını bana bildirdiler. Oysa ki 170 cc gibi gayet yeterli idrar verdiğimi
düşünüyorum. B numunemden idrar alıp ek testler ve analizler yapmak istediklerini bildirdiler. Ve istersem
temsilci bulundurma ya da kendim gözlemci olarak gitme hakkımın olduğunu söylediler. Ama idrarın neden yetersiz
olduğunu, ne gibi ek test ve analizler yapılacağını bildirmediler. Daha sonra, gönderdiğim gözlemciye
verdikleri bilgiye göre; testosteron seviyemin yüksekliği sebebiyle A numunemin bu testosteronun doğal
olup olmadığını analiz etmek için kullanıldığını söylediler. Teknolojileri bu kadar zayıf mı; anlam veremedim.

Normal şartlarda, yeterli idrarın bulunduğu A numunesinden bütün testleri bitirebilmeleri
gerekirdi. Ve aylarca sonuçlandıramadıkları testleri, B numunemden alınan idrarla bir haftada sonuçlandırıp tam da geçen sene Gabrovski’nin Türkiye Turu’nda pozitif olduğunun açıklandığı tarihte, Mart ayındaki Cezayir Turu sonucunu açıkladılar. Bütün bu süreçte yaşananlar bana hiç inandırıcı gelmiyor. Çünkü kendimden eminim. Savunma için yazışmaların hepsini avukata gönderdim. İnceleniyor şu an.

 


Daha önce Massimo Strazzer, Joan Llaners, Bo
Hamburger’in 2005 öncesi (eski tip testte) ve 2012 yılında
yeni testlerde Luis Mansilla’nın B numunesi örneğinden
doping negatif bulgusu sonucu değişerek suçsuz oldukları
anlaşılmıştı. Senin şansın var mı?

 

Mustafa Sayar: Evet, önümüzde böyle örnekler var. Ve hatta
aynı laboratuvar daha önce Iban Mayo’nun testini pozitif çıkardı. Mayo, İsviçre’de başka bir laboratuvarda
tekrar analiz yaptırdı ve temiz çıktı. Ama son kurallar gereği başka bir laboratuvarda analiz hakkımız yok. O
yüzden, kendimi bu konuda pek şanslı görmüyorum.

 

 

“EPO pozitif” demek senin için ne anlama geliyor?
Bununla ilgili söyleyebileceğin savunman var mı? Karara
itirazın olacak ve B örneğinin açılması talebinde
bulunacak mısın?

 

Mustafa Sayar: Evet, B örneğinin açılmasını istedim. EPO pozitifin benim için bir anlamı yok. Çünkü, kendimden eminim.

 

 

 

 

Bu geçen süreç içerisinde takım arkadaşlarının, takım menajerinin, ailenin ve yakın çevrenin sana olan yaklaşımları hakkında bize biraz
bilgi verebilir misin?

 

Mustafa Sayar: Hepsi çok üzüldüler bu duruma. Ama her fırsatta bana olan
güvenlerini ve yanımda olduklarını söylüyorlar. Yakın çevremde beni tanıyan herkes benim gibi bu duruma
inanmıyor. Benim takım arkadaşlarım, yabancısı, Türk’ü, hepsi arkamda ve benim yanımda. Antrenörümüz, menajerimiz, bütün ekip, hepsi bana inanıyor ve güveniyor. Şimdi ise beni zor bir
süreç bekliyor. Zafer herkes için kazanılır, suçsuzluğunu ispat ederken herkes yoktur. Sadece seni
gerçekten tanıyanlar ve güvenenler vardır. Onlardan güç alıyorum. Mücadelemi vereceğim.
Gerçekten eksikliğim olsaydı, mücadele için zaman ve emek harcamazdım.

 

 

Gerek Tur’daki gerekse şu an senin hakkında konuşan
Türk ve dünya sporcularının ne dediklerini takip
ediyor musun? Bu konuda neler düşünüyorsun?

 

Mustafa Sayar: Hepsi önyargılı bir şekilde konuşuyormuş, anlatanlar oldu bana. Ama ben
hiçbirini takip etmiyorum ve ilgilenmiyorum. İnternet ortamında klavyeden konuşmak kolay geliyor insanlara. Benim ne
şartlarda bu sporu yapıp nasıl hazırlandığımı bilmeden, beni tanımadan konuşmak kolay.

 

 

Peki yine aynı soruyu, Türk ve dünya basını
için de soracak olursak bu iki basınının olaya bakış
açısı hakkında değerlendirmelerin ne yönde olacak?

 

Mustafa Sayar: Ben basını gerçekten anlamıyorum. Hele de bizim Türk basınını… Henüz UCI
bile “sen dopinglisin” dememişken, gazetelerde doping başlıkları atıyorlar. Televizyonda yorum yapan, bu sporun
hiçbir yerinden anlamayan adamlar “sen dopinglisin arkadaş” diyebiliyor. B numunesini açtırma hakkımı ve
kesin sonucun ondan sonra belli olacağını bilmeden konuşuyorlar. Basın denince artık midem bulanıyor! Basın iyi
bir iş yapmak istiyorsa ben Tur’da 6. etabı kazanıp liderliğe yükseldikten sonra, hangi takımların, kimlerin UCI
Başkanı’na baskı yaptığını, Tur’dan çekilmem için kimlerin ortalığı karıştırdığını, kimlerin Tur’dan
çekilmem için bana para teklif ettiğini araştırsın! UCI Avrupa Başkanı’nın benim için neler
söylediğini araştırsınlar. “Para için yapıyorsanız ben parasını vereyim, birinciliği bırakın.” diyenleri bir araştırsınlar! Bizim L’Eqiupe veya La Gazzetta dello Sport gibi
araştırmacı basınımız yok. Hele ki, bilmedikleri konu, bisiklet söz konusu olduğunda hazır haber odaklı basınımız
şaşırtmadı. Hazır haber, doping haberleri yapmak kolay. Onda bile kesinleşmeden doping başlıkları atıldı.

 

 

Doping yapmaman / yapmamış olman için nedenlerini
yazar mısın?

 

Mustafa Sayar: Doping neden yapmam? Çünkü ben bu sporu sevdiğim için yapıyordum. Kazandığım para, başarı hiçbiri umrumda değil. Ben bisiklete binmeyi seviyordum. Zevk alıyordum
yaptığım işten. Açıkça söyleyebilirim ki benim aldığım para da zaten doping yapmaya yetmez. Hem yılda bir tane önemli yarışım var; Türkiye Turu. Bel
fıtığından ameliyat olmuş, doktorların “Spor yapamazsın” dediği bir sporcuyum. Ben bir şeyleri başarmanın keyfini yaşarken, neden böyle bir risk alayım?

 

 

Doping sonucunun pozitif yada negatif gelip gelmemesine
bağlı olmaksızın bundan sonraki Mustafa farklı bir Mustafa mı
olacak? Bizi neler bekliyor? Şimdi ve sonrasında neler olacak?

 

Mustafa Sayar: Bundan sonra, Mustafa’nın sporda olup olmayacağı belli değil. Kulübün bu konudaki bana karşı tutumu bunda
belirleyici olabilir. Ama zevkle yaptığım bir işti, artık öyle değil. Bundan sonra da keyif alabileceğimi zannetmiyorum. Başarı varken sahiplenen de, etrafımızda olan da
çok oluyor. Ama ne yazık ki bir sorun çıkarsa pek fazla kimse olmuyor çevrenizde. Olmamakla birlikte, ne olup bittiğini bilmeden nasıl bir süreç yaşadığımı,
işleyişi bilmeden, orada burada hakkımda yorumlar yapmayı da biliyorlar. Yazık!

 

[View:http://cyclingtr.com/cfs- file.ashx/__key/CommunityServer.Blogs.Components.WeblogFiles/pr esidential-cycling-tour-of-turkey-cumhurbaskanligi-bisiklet- turu/Tour-d_2700_Alg_E900_rie-_5F00_-Doping-Control-Form- _2800_1_2900_.pdf:550:0]

 

Cyclingtr
Yazar Hakkında :

Bir Yorum Yazın